MY-Sinema
14 Eylül 2007 etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
14 Eylül 2007 etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

13 Eylül 2007 Perşembe

Yarın Sinemaya Gidecekler (14 Eylül Haftası)

Merhaba,

Yarın vizyona girecek filmlerin detaylı bilgilerine Yan Menü >> Vizyondakiler >> 14 Eylül 2007 bağlantısı ile ya da doğrudan buradan ulaşabilirsiniz. Sinemaya gitmeden önce göz atmanızda fayda var.

Ayrıca geçtiğimiz hafta (07 Eylül 2007'de) vizyona giren filmlerle ilgili bilgilere de Yan Menü >> Vizyondakiler >> 07 Eylül 2007 bağlantısı ile ya da doğrudan buradan ulaşabilirsiniz.

Hepinize iyi seyirler...


Devamını Oku >>

11 Eylül 2007 Salı

License to Wed (Çık Aramızdan)

License to Wed(.) Künye
Gösterim Tarihi: 14 Eylül 2007
Tür: Komedi, Romantik
Yapım Yılı: 2007 ABD
Süre: 90 dakika
Yönetmen: Ken Kwapis
Oyuncular: Robin Williams, Mandy Moore, John Krasinski, Eric Christian Olsen
Senaryo: Kim Barker
Müzik: Christophe Beck
Görüntü Yön.: John Bailey
Web sitesi: licensetowed

(.) Film Hakkında
“Çık Aramızdan”da Ben Murphy ve Sadie Jones genç, birbirlerine delice aşık, hayatlarını sonsuza dek birlikte geçirmeyi yürekten isteyen bir çifttir. Ama bir çok genç çift gibi, nasıl bir işe kalkıştıklarının hiç farkında değildirler. Neyse ki Peder Frank, muazzam başarılı evliliğe hazırlık kursuyla onlara yardıma hazırdır.

Ken Kwapis’in yönettiği komedi filmi “License to Wed”in başrollerini Robin Williams (Peder Frank), Mandy Moore (Sadie Jones) ve John Krasinski (Ben Murphy) paylaşıyor. Filmin diğer önemli oyuncuları Christine Taylor, Eric Christian Olsen ve Josh Flitter. Kim Barker ve Wayne Lloyd’un yazdığı hikayeyi Kim Barker ve Tim Rasmussen & Vince Di Meglio senaryolaştırmış.

Yönetmen Kwapis, filme kaynaklık eden ana fikir hakkında, “Ehliyet sahibi olabilmek için saatlerce ders almanız, yeterlilik belgesi çıkartmanız, direksiyon dersi almanız ve daha pek çok şey gerekiyor. Ama evlilik ehliyeti almak için tek yapmanız gereken nikah dairesine gitmek ve para ödemek. Bu sayede damatla gelin ‘hakikaten’ önemli olan şeylere, örneğin doğru düğün yerini, en iyi fotoğrafçıyı, en popüler DJ’i vs. bulmaya odaklanabilirler” diyor gülümseyerek ve ekliyor: “Uğrunda ölünebilecek bir düğün pastanız olduktan sonra, bir yıl geçmeden boşanma duruşmasına çıkmanız kimin umurunda?”

“Çık Aramızdan”danın hikayesine ilham veren kişi, ortak yazar Kim Barker’ın evlenmek üzere olan ve bir evliliğe hazırlık kursuna devam ettiğini söyleyen bir arkadaşı olmuş. Barker bu konuda, “Arkadaşım ve nişanlısının evlenmek istedikleri belli bir kilise vardı; ama kilisenin pederi onları evlendirmeden önce evliliğe hazırlık kursundan geçmelerini istedi. Arkadaşlarım onun biraz tuhaf biri gibi göründüğünü; çünkü ilk görüşmelerinde biraz küfürlü konuştuğunu söylediler. Bu beni güldürdü” diyor.

Bunun üzerine, yaratıcı içgüdülerinin peşinden giden Barker, Wayne Lloyd’la birlikte, işini fazlaca ciddiye alan bir papazın etrafında dönen kurgusal bir hikaye yazmış. “Tuhaf insanlar her zaman ilgimi çekmiştir, özellikle de işleri kendi usullerince halletmekten korkmayan kişiler. Bence çoğu insan öyle veya böyle saplantılı tavırlar sergiliyorlar; Peder Frank de böyle biri. Onun saplantısı mutlu ve ömür boyu süren birlikteler yaratmak... ya da en azından boşanmaları önlemek” diyor Barker.

Kwapis, senaryoyu okuduğunda, filmin bir çok temasını kendine çok yakın bulmuş: “Bugünlerde evliliklerin yarısının yürümesi bile beni şaşırtıyor. Çoğu insan evliliği kumsalda bir gün gibi görüyor. Peder Frank, bize evliliği yürütmek için gereken tüm o kan, ter ve gözyaşını gösteriyor. Filmimiz genç ve nişanlı çiftler için bir uyarı niteliğinde: Yüzmeyi bilmiyorsunuz suya atlamayın!”

(.) Filmin Konusu
Yeni nişanlanlı Ben Murphy ve Sadie Jones, birlikte sonsuza dek mutlu yaşamak için sabırsızdır. Ancak şöyle bir sorun vardır: Sadie’nin aile kilisesi St. Augustine’i idare eden Peder Frank, patenti kendisine ait olan “sağlam” evliliğe hazırlık kursunu bitirmedikleri takdirde, birlikteliklerini kutsamayacaktır.

Peder Frank’in insafsız dersler, tuhaf ev ödevleri ve bazı mahremiyet ihlallerinden oluşan katı ders programı Ben ile Sadie’nin ilişkisini sınava tâbi tutar. Sonsuza dek mutlu yaşamak bir yana, acaba ilişkileri mihraba gidebilecek kadar güçlü müdür?


Devamını Oku >>

10 Eylül 2007 Pazartesi

Winter Solstice (En Uzun Gece)

Winter Solstice(.) Künye
Gösterim Tarihi: 14 Eylül 2007
Tür: Dram
Yapım Yılı: 2004 ABD
Süre: 90 dakika
Yönetmen: Josh Sternfeld
Oyuncular: Anthony LaPaglia, Allison Janney, Aaron Stanford, Mark Webber
Senaryo: Josh Sternfeld
Müzik: John Leventhal
Görüntü Yön.: Harlan Bosmajian
Web sitesi: wintersolstice

(.) Film Hakkında
Aralık ayında her gündönümünde, senenin en karanlık havası içine farklı bir sıcaklık ve ışık yayılır. Senarist, yönetmen Josh Sternfeld’in ilk filmi “En Uzun Gece”de izleyicileri içine sürüklediği duygu da böyle birşey... 2001 yılında Sundance Institute Screenwriter’s Lab tarafından yüzlerce senaryo arasından çekilmeye değer görülen 12 senaryodan biri olarak seçilen “En Uzun Gece”nin başrollerinde Anthony LaPaglia (Jim Winters), Allison Janey (Molly Ripkin), Aaron Stanford (Gabe) ve Mark Webber (Pete) var.

Filmi değerlendiren Anthony LaPaglia “Josh’un senaryosu ince bir zekaya sahip, özellikle de diyaloglar anlamında. Benim oynadığım karakter, filmdeki diğer karakterler gibi oldukça sessiz, ancak sessizliği içinde pek çok incelik barındıran karakterlerden.” derken; Allison Janney “Ben filmde Anthony ile yakınlaşan Molly rolündeyim. İkisi de çok seyrek konuşan insanlar olduğu için aralarında konuşulan her kelimenin, yapılan her hareketin ilişkileri üzerinde büyük bir anlamı var. Molly ve Jim, birer yetişkin olmalarına rağmen ikili ilişkilerde aslında oldukça başarısızlar ve tam olarak nasıl davranmaları gerektiğini bilemiyorlar. Aslında bu filmi bu kadar açık yürekli yapan da bu, tanıştığımız her yeni insanla ilişkideki kuralları yeniden öğrenmemiz gerektiği gerçeğini vurguluyor.” diye ekliyor.

(.) Filmin Konusu
Yetenekli bahçıvan Jim Winters, karısının ölümünün ardından sessiz sakin bir hayatı tercih etse de, ailesi bu sessiz sakin yaşamdan oldukça uzaktır. Büyük oğlu Gabe, kız arkadaşıyla bir gelecek kurmaktansa Florida’ya kaçmayı planlamaktadır. Küçük oğlu Pete ise öfke ve hayal kırıklıklarıyla dolu iç dünyasına kapanmıştır.

Jim, oğullarının yapmak üzere oldukları yanlış seçimleri acı içinde izlemektedir. Ama yeni komşusu Molly ile tanıştıktan sonra, hem kendi hayatı, hem de ailesinin hayatına farklı bir gözle bakmaya başlayacaktır...


Devamını Oku >>

Goya's Ghosts (Goya'nın Hayaletleri)

Goya's Ghosts(.) Künye
Gösterim Tarihi: 14 Eylül 2007
Tür: Dram
Yapım Yılı: 2006 ABD, İspanya
Süre: 113 dakika
Yönetmen: Milos Forman
Oyuncular: Javier Bardem, Natalie Portman, Stellan Skarsgård, Randy Quaid
Senaryo: Milos Forman, Jean-Claude Carrière
Müzik: Varhan Orchestrovich Bauer, José Nieto
Görüntü Yön.: Javier Aguirresarobe
Web sitesi: goyasghosts

(.) Film Hakkında
“Guguk Kuşu” ve “Amadeus” filmleriyle Oscar kazanmış olan Milos Forman’ın yönettiği “Goya’nın Hayaletleri”nin başrollerini Stellan Skarsgrad (François Goya), Natalie Portman (Ines) ve Javier Bardem (Lorenzo) paylaşıyor. Filmde başrol oyuncularına yan rollerde Randy Quaid, Blancaa Portillo ve Michael Lonsdale eşlik ediyor. Senaryosunu Milos Forman ve Jean-Claude Carriere’in birlikte yazdığı, 1792 İspanya’sında başlayan film, büyük İspanyol ressam Francisco Goya’nın gözünden, politik sarsıntılar ve tarihsel değişimlerle dolu dönemin kargaşasına yakalanmış bir grup insanın öyküsünü anlatıyor.

İspanyol Engizisyonu’nun son yıllarında başlayan filmin konusu, Napolyon ordularının İspanya’yı işgali yıllarında devam ederek Fransız ordularının yenilgisi ve Wellington’un güçlü işgal orduları tarafından İspanyol monarşisinin restorasyonuna kadar uzanıyor. Senaryo yazarı Jean-Claude Carriere’in filmle ilgili sözleri şöyle: “Bu tek başına Goya’yı konu alan bir film değil, Goya’nın yaşadığı dönem İspanya’sını anlatan bir film. Goya bu öyküye doğal olarak dahil olacaktı. Çünkü Goya’nın yaşadığı yıllar aynı zamanda İspanya’nın en çalkantılı dönemi oluşturuyordu. Fransız Devrimi sonrası, tüm dünyayı etkileyen ilginç ve önemli bir zaman kesitidir. Özellikle de Avrupa tarihinin belki de en önemli periyotlarından birisidir. Fransa o dönemde Avrupa’nın merkezi kabul ediliyordu. Bu yüzden orada olup bitenlerin sonuçlarını ve de Napolyon’un işgalinden sonra İspanya’yı nasıl etkilediğini görmek ilginç olacaktı.”

Milos Forman bu dönemi biraz kendi yaşantısına benzettiğini söylüyor. “O çok özel dönemin bana en çekici gelen yanları, çok sayıda paradoksu barındırıyor olması ve çok fazla değişiklik yaşanmasıydı. Bir bakıma da benim hayatımdaki değişimleri yansıtıyordu. Bildiğiniz gibi ben de önce demokratik bir toplumda yaşadım, sonra Nazi işgalini, daha sonra komünist yönetimi, ardından yeniden demokrasiyi gördüm. Tekrar komünistler geldi, ardından bir kez daha demokrasiye kavuştuk.”

(.) Filmin Konusu
1792, İspanya... Katolik Kilisesi gücünün ve iktidarının zirvesindedir. Fransa’da devrimin yol açtığı kargaşa devam ederken, İspanyol Kilisesi ülkedeki düzeni koruyabilmek için eski Engizisyon sistemini geri getirir. Buna öncülük edenlerin başında, her ne pahasına olursa olsun iktidar isteyen kurnaz rahip Lorenzo vardır.

Lorenzo’nun en yakın arkadaşı, kralların ve kraliçelerin portrelerini çizen ünlü İspanyol ressam Francisco Goya’dır. Goya, güzel ilham perisi Ines’in suçsuz yere hapse atılması ve Engizisyonda işkence görmesi üzerine, rahip Lorenzo’ya gidip zavallı kızın hayatını bağışlaması için yalvarır. Ama Lorenzo güç peşindedir ve Engizisyon’un arkasındaki asıl güçlerin başıdır. Ines zindana atılır, işkence görür ve ölüme terk edilir.

Aradan 20 yıla yakın bir süre geçer. Goya, yaratıcılığının doruğundadır ama artık sağırdır, akıl sağlığı da yerinde değildir. İspanyol Kilisesi’nce aforoz edildikten sonra Fransa’ya kaçan Lorenzo, bu kez Napolyon rejiminin başsavcısı olarak ülkeye dönmüştür ve kendisini İspanya dışına çıkmak zorunda bırakan herkesten intikam almak niyetindedir.

Fransızların Engizisyon mahkemelerini yürürlükten kaldırması üzerine tüm mahkumlar serbest bırakılır. Hapisten çıkanlar arasında Goya’nın güzel ilham perisi Ines de vardır. Evine döndüğünde ailesinin katledilmiş olduğunu gören Ines’in eski dünyasından geriye kalan tek kişi yaşlı deli Goya’dır.

Goya, Ines ve Lorenzo tekrar bir araya gelir ve yıllarca saklanan sırlar ortaya çıkar...


Devamını Oku >>

08 Eylül 2007 Cumartesi

The Hunting Party (Av Partisi)

The Hunting Party(.) Künye
Gösterim Tarihi: 14 Eylül 2007
Tür: Aksiyon, Macera, Komedi, Dram, Gerilim
Yapım Yılı: 2007 ABD, Bosna-Hersek
Süre: ??? dakika
Yönetmen: Richard Shepard
Oyuncular: Richard Gere, Terrence Howard, Diane Kruger, Joy Bryant
Senaryo: Richard Shepard
Müzik: Rolfe Kent
Görüntü Yön.: David Tattersall
Web sitesi: thehuntingparty

(.) Film Hakkında
Scott Anderson’un Esquire dergisinde yayımlanan “Yaz Tatilimde Ne Yaptım?” adlı yazısından uyarlanan “Av Partisi”nin yönetmenliğini Richard Shepard üstlenmiş. Sözkonusu makalede, Bosna’daki etnik temizliğin mimarı kabul edilen Radovan Karadzic’i ele geçirmek için girişimlerde bulunan Sebastian Junger ve John Falk adlı iki gazetecinin öyküsü anlatılıyordu. Senaryosunu da Shepard’ın yazdığı, Bosna’da geçen, kara mizah – gerilim türündeki filmin başrollerini Richard Gere (Simon Hunt), Terrence Howard (Duck), Jesse Eisenberg (Benjamin), Diane Kruger ve Joy Bryant paylaşıyor.

Yönetmen Shepard, “Av Partisi”ni şu sözlerle özetliyor: “İnsanlar üzerine film senaryoları yazarım. ‘The Hunting Party’, kefaret ve kurtuluş gibi kavramlar üzerine bir film. Richard Gere, filmde kariyeri savaş sırasında darmadağın olduğu için o günden beri duygusal ve profesyonel boyutta acılar çeken bir karakteri canlandırıyor. Savaş suçlusunun saklandığı ülkeye bir yolculuğa çıkıyor. Bu yolculuk, aynı zamanda onun için kefareti ödeme / kurtuluş yolculuğudur. Terrence’in oynadığı karakter ise tam ters yönde hareket ediyor. Onun öyküsü, aslında kendi kimliğini yeniden bulmak. Jesse’nin oynadığı karaktere gelince, o herşeyi çok iyi bildiğini zanneden, ama aslında hiçbir şey bilmeyen genç bir gazetecidir. Filmin akışı içinde olgunlaşarak gerçek bir insan olur. Filmin arka planında savaş sonrası Bosna olsa da, film bu üç insan üzerine. Onların çıktığı yolculuk ve yaşadıkları deneyimler anlatılıyor.”

(.) Konu ve Yorum
Savaş muhabiri Simon Hunt ve kameraman Duck, Bosna’dan Irak’a, Somali’den El Salvador’a kadar dünyanın en tehlikeli savaş bölgelerinde görev almışlardır. Mermilerden sakınmaya çabalarken en doğru haberlere imza atmış, çok sayıda gazetecilik ödülü kazanmışlardır. Bir Bosna köyünde görev yaptıkları o müthiş günde herşey bir anda değişir. Ulusal televizyondaki bir canlı yayın sırasında Simon’ın çöküşü başlar. Simon’ın kariyeri sona ererken Duck’ın yükselişi devam eder ve ikilinin yolları ayrılır.

Beş yıl sonra savaşın bitiminin beşinci yıldönümü kutlamalarına katılmak üzere Duck yeniden Saraybosna’ya döner. Yanında çaylak gazeteci Benjamin de vardır. Simon adeta geçmişten gelen bir hayalet gibi çok özel bir fikirle boy gösterir. Asıl amacı hayatının en büyük haberini yakalamak, bölgenin en çok aranan “Tilki” lakaplı bir numaralı savaş suçlusunun yerini bulup haber yapmaktır.

Yüzeysel bilgilerle donanmış olan Simon, Duck ve Benjamin, kimseden izin ve yetki almadan kendilerini derin düşmanlık dolu bölgelere götürecek karanlık ve tehlikeli bir misyona odaklanırlar. Ancak yanlışlıkla CIA timi zannedilmeleri ve hedeflerinin onları takibe alması üzerine kendilerini çok ciddi tehlike altında bulurlar. Av ve avcı değişmiştir artık. Karşılarında hayatlarının en büyük hedefi vardır ama acaba haberi yapacak kadar yaşayabilecekler midir?


Devamını Oku >>