MY-Sinema
Gerilim etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
Gerilim etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

20 Ekim 2007 Cumartesi

The Invasion (İstila)

The Invasion(.) Künye
Gösterim Tarihi: 19 Ekim 2007
Tür: Bilim-Kurgu, Gerilim
Yapım Yılı: 2007 ABD
Süre: 99 dakika
Yönetmen: Oliver Hirschbiegel
Oyuncular: Nicole Kidman, Daniel Craig, Jeremy Northam, Jeffrey Wright
Senaryo: Dave Kajganich
Müzik: John Ottman
Görüntü Yön.: Rainer Klausmann
Web sitesi: theinvasion

(.) Film Hakkında
Oscar ödüllü Nicole Kidman (Carol Bennell), bilimkurgu aksiyon gerilim filmi “İstila”nın başrolünü Daniel Craig (Ben Driscoll) ile paylaşıyor. İnsan kalmanın tek yolunun uyanık kalmak olduğu bir dünyada yaşanan dehşet verici olayları konu alan filmin diğer önemli oyuncuları ise Jeremy Northam (Tucker Kaufman) ve Jeffrey Wright (Dr. Stephen Galeano). Filmin yönetmeni, ödüllü drama “Downfall”a imza atan Oliver Hirschbiegel. David Kajganich’in senaryosunu yazdığı film Jack Finney’nin ‘The Body Snatchers’ adlı romanına dayanıyor.

Yönetmen Hirschbiegel, Carol karakteri hikayede izleyicinin gözü kulağı durumunda olduğunu söylüyor: “Her şey onun çevresinde dönüyor; onun bakış açısından sunuluyor. Nicole bu role kendinden, gücü ve çocuğunu koruma içgüdüsü anlamında çok şey kattı. Onun hikayenin içine girme becerisini gözlemlemek ve filme aktarmak büyüleyiciydi. Tepkileri çok doğaldı ki bu, karakterinin durumundaki baskıyı gerçekten çok iyi vurguladı.”

Senarist David Kajganich, hikaye ile ilgili şu yorumu yapıyor: “Finney’nin romanında uzaylı yaşam formu sadece hayatta kalmaya çalışıyor. Ama hayatta kalma farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Bugün dünyamızda şöyle bir etrafınıza bakındığınızda, gücün sadece onu elde tutma ve gelen tehditleri ortadan kaldırma arzusu uyandırdığını görüyorsunuz. Bu istilaya neden olan taşıtın ulusun gücünün merkezi olan Washington’a düşmesi tesadüf değil.”

“‘İstila’ bugün çok kolay tanıyabileceğiniz bir dünyada geçen bir gerilim” diyen yapımcı Joel Silver ise sözlerini şöyle sürdürüyor: “Muazzam bir siyasi, toplumsal ve çevresel paranoyanın yaşandığı bu dönemin, film için gerçekten doğru zaman olduğunu hissettik. David Kasganich romandaki fikirlere yeni soluk getiren bir yaklaşımla orijinal bir senaryo yazdı. Bu film korkutucu ve heyecan verici olmakla kalmayıp daha derin katmanlar da içeriyor.”

(.) Filmin Konusu
Dallas’tan Washington’a kadar semaları aydınlatan devasa bir patlamada uzay mekiği Patriot parçalanır ve parçaları ABD’nin üzerine yağmur gibi yağar. Durum kısa sürede kontrol altına alınsa da, mekiğin enkazı üzerine bulaşmış bir maddeyle ilgili hikayeler yayılmaya başlar; hem uzayın aşırı soğuğuna, hem de dünya atmosferine girerken ortaya çıkan aşırı ısıya dayanıklı bir maddedir bu. Ve ona ilk temas edenler ilk değişenlerdir...

Fakat kimse panik baş göstersin istemez.

Washingtonlı psikiyatr Carol Bennell, mekiğin başına geleni çevresinde gitgide artan tuhaf olaylarla ilişkilendirmez. Bunlardan bazıları şöyledir: Bir hastası kocasının yerine başkasının geçtiği düşüncesiyle dehşete kapılmıştır; sokakta çabucak bastırılan şiddet patlamaları olurve oğlu Oliver’ın Cadılar Bayramı sepetinin içinde eve çok garip, aslında belki de canlı bir madde gelir.

Carol, arkadaşı ve meslektaşı Ben Driscoll’a, Washington’daki yetkililerin endişeli görünmemesine rağmen bir şeylerin çok yanlış gitmekte olduğunu söyler. Resmi açıklama bunun yalnızca yeni bir nezle türü olduğu yönündedir, ama daha olayın vehametini fark edemeden, Carol oğlununun haftasonunu ayrı yaşadığı kocasının yanında geçirmesine izin verir. Eski kocası, Hastalık Kontrol Merkezi’nde üst düzey bir yetkili olarak kazayı araştırmak üzere Washington’dadır ve olay yerine giden ilk kişilerden biridir.

Salgın hastalık yayıldıkça, Carol hastalığa karşı kullanılan aşılamadan sorumlu olan kişilerin aslında çok daha korkunç bir şey yaymakta olduklarını keşfeder: Vücuduna girdiği kişinin uyuduğu sırada DNA’larına saldıran, kökeni belirsiz bir hücre, kişiyi kendisi gibi görünen, kendisi gibi konuşan ama tüm insani duygulardan yoksun biri hâline getirmektedir...

Uyanık kalmak için elinden gelen her şeyi yapan Carol, oğlunu bulacak kadar hayatta kalmak amacıyla değişmiş bir dünyada umutsuz bir yolculuğa koyulur. Değişmiş olanların arasında saklanmak için, sakin kalması, duygularını ele vermemesi ve hepsinden önelisi uyuyakalmaması gerekmektedir.


Devamını Oku >>

Resident Evil: Extinction (Ölümcül Deney: İnsanlığın Sonu)

Resident Evil: Extinction(.) Künye
Gösterim Tarihi: 19 Ekim 2007
Tür: Aksiyon, Korku, Gerilim, Bilim-Kurgu
Yapım Yılı: 2007 Fransa, Avustralya, Almanya
Süre: 95 dakika
Yönetmen: Russell Mulcahy
Oyuncular: Milla Jovovich, Oded Fehr, Ali Larter, Iain Glen
Senaryo: Paul W.S. Anderson
Müzik: Tyler Bates
Görüntü Yön.: David Johnson
Web sitesi: residentevilextinction

(.) Film Hakkında
1996'da satışa çıkan Resident Evil adlı video oyunundan geldik serinin 3. filmine. Yazıp yönettiği ilk filmden sonra sadece senarist ve yapımcı kimliğiyle seriye destek veren Paul W.S. Anderson üçüncü filmde yönetmen koltuğunu, "Highlander" filminden hatırlayacağımız Russell Mulcahy'ye emanet etti. Başrolde tabii ki Milla Jovovich var. Anderson ve Jovovich, şu sıralar bebek bekliyor. Filmde "Final Destination" serisinden tanıdığımız Ali Larter'da yeni bir isim olarak dikkat çekiyor.

(.) Filmin Konusu
Sevilen video oyunu serisinden uyarlanan “Resident Evil”in 3. ve son bölümü, filmin kaldığı yerden devam ediyor…

Artık Nevada çölünde saklanan Alice, tüm insanlığı ölümsüz olmakla tehdit eden ölümcül bir virüsü yok etmek ve adaleti aramak için yeniden Carlos Olivera, L.J. ile birlikte, yeni hayatta kalanlar olan Claire, K-Mart ve Hemşire Betty’iyle işbirliği yapar.

Umbrella Corporation tarafından tutsak alındığından itibaren biojenik deneylere maruz kalmış olan Alice’in insanüstü güçleri, duyuları ve becerileri genetik olarak değişikliğe uğramıştır. Hayatta kalmak isteyen biri olursa, bu becerilere ve daha fazlasına ihtiyacı olacaktır...


Devamını Oku >>

10 Ekim 2007 Çarşamba

The Bourne Ultimatum (Son Ültimatom)

The Bourne Ultimatum(.) Künye
Gösterim Tarihi: 12 Ekim 2005
Tür: Aksiyon, Macera, Gerilim, Casus
Yapım Yılı: 2007 ABD
Süre: 112 dakika
Yönetmen: Paul Greengrass
Oyuncular: Matt Damon, Julia Stiles, Joan Allen, David Strathairn
Senaryo: Tony Gilroy, Tom Stoppard
Müzik: John Powell
Görüntü Yön.: Oliver Wood
Web sitesi: thebourneultimatum

(.) Film Hakkında
Matt Damon’un iyi eğitimli suikastçi Jason Bourne rolüne geri döndüğü “Son Ültimatom”, Robert Ludlum’un aynı adlı çok satan casusluk-gerilim kitapları serisinden sinemaya aktarılan “Bourne” serisinin yeni filmi.

Serinin yeni bölümünde Jason Bourne, yeni bir gelecek bulabilmek için kendi geçmişindeki izleri yakalamaya çalışır. Gerçek Jason Bourne’i bulma çabasına devam ederken Moskova’dan Paris, Londra, Tanca (Fas) ve New York’a uzanan geniş bir alanda seyahat etmek; sürekli manevralarla her an ensesinde olan yüzlerce polisi, federal ajanları ve Interpol ajanlarını safdışı etmek zorundadır…

Serinin ikinci filmini de yöneten Paul Greengrass’ın bir kez daha yönetmenlik koltuğuna oturduğu filmde, Matt Damon’un yanısıra ilk iki bölümün diğer yıldızları Julia Stiles ve Joan Allen da yeniden kamera karşısına geçmiş. Kadroya yeni katılan iki oyuncu ise David Strathairn ile Paddy Considine olmuş. Senaryosunu Tony Gilroy, Tom Stoppard, Scott Burns ve Paul Attanasio birlikte yazdığı “The Bourne Ultimatum”un çekimleri, Fas, İspanya, Fransa, İngiltere ve ABD’de gerçekleştirilmiş.

Serinin önceki iki filmi olan “The Bourne Identity” (2002) ve “The Bourne Supremacy” (2004) dünya çapında büyük ilgi görmüş, toplam gişe hasılatları 500 milyon doları aşmıştı.

(.) Filmin Konusu
Jason Bourne’un tek isteği ortadan kaybolmaktır. Ancak bunu başaramadığı gibi, kendisini yaratanlar tarafından ele geçirilir. Hafızasını ve sevdiği tek insanı kaybetmiş olan Bourne, iyi eğitimli yeni kuşak katillerin yoğun ateşi altındadır. Artık sadece tek bir hedefi vardır: Başlangıca dönerek kim olduğunu bulmak...


Devamını Oku >>

08 Ekim 2007 Pazartesi

Shoot 'Em Up (Hepsini Vur)

Shoot 'Em Up(.) Künye
Gösterim Tarihi: 12 Ekim 2007
Tür: Aksiyon, Macera, Komedi, Suç, Gerilim
Yapım Yılı: 2007 ABD
Süre: 86 dakika
Yönetmen: Michael Davis
Oyuncular: Clive Owen, Monica Bellucci, Paul Giamatti, Stephen McHattie
Senaryo: Michael Davis
Müzik: Paul Haslinger
Görüntü Yön.: Peter Pau
Web sitesi: shootemup

(.) Film Hakkında
Karanlık bir mizah anlayışına sahip “Hepsini Vur”, izleyicileri dur durak bilmeyen yüksek tempolu bir maceraya sürükleyecek, sıradışı ve yaratıcı bir aksiyon filmi. Başrollerini Clive Owen (Bay Smith), Monica Bellucci (DQ) ve Paul Giamatti’nin (Hertz) paylaştığı filmin diğer önemli rollerinde Stephen McHattie ve Greg Byrk var. Michael Davis’in yazıp yönettiği filmin kamera arkası ekibinde, iki Oscarlı görüntü yönetmeni Peter Pau ve Colin Chilvers ile besteci Paul Haslinger var.

“Hepsini Vur”un esin kaynağı, John Woo’nun “Hardboiled” isimli filmindeki, filmin kahramanının (Chow Yun Fat) bir hastanede bir elinde silah diğer elinde bebekle çatışmaya girdiği sahne olmuş. “Çok katı ve sert bir adamı dünyadaki en masum şeyle bir araya getirmek dramatik bir gerilim ve harika bir görüntü yaratıyor” diyen yazar-yönetmen Michael Davis, bu fikri genişleterek bir odadaki silahlı çatışmanın ortasında hikayenin kahramanının bir bebeği doğurtması fikrini şekillendirmiş: “Bir film için harika bir açılış olacağını düşündüm” diyor yönetmen.

Filmin orijinal senaryosunu da kaleme alan Davis, “Hepsini Vur, Amerikan yapımı bir John Woo aksiyon filmine benziyor ve dünyanın en sinirli adamı Bay Smith’in ölümcül bir durumda bir bebekle uğraşmak zorunda kalmasını konu alıyor,” diyor. Yönetmen sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bir silahlı çatışma malzemesiyle yapabileceğiniz tüm yaratıcı ve zekice şeylere yer veriyor.”

Kendisi de bir baba olan Clive Owen hikaye hakkında şunları söylüyor: “Bir durumun merkezine ne zaman bir bebek koysanız, her şeyin merkezi hâline geliyor. Bir aksiyon filminin ortasına öncelikle korunması gereken bir bebek koymak inanılmaz zekice bir fikir. Herkes yeni doğmuş bir bebeğin üzüldüğünü, korktuğunu, endişelendiğini ya da tehlikede olduğunu gördüğünde anında ve içgüdüsel bir tepki verir. Hele hele tüm film boyunca bebeğin çılgınca bir aksiyonun ortasında tehdit altında oluşu inanılmaz güçlü bir etki yaratıyor”.

Monica Bellucci, “Bay Smith, James Bond’un serseri bir hâli gibi ve ben de tuhaf bir James Bond kızını andırıyorum. Gerçekten hoş ve seksi bir film olacak” diyor. Michael Davis’in yorumu ise şöyle: “Filmin amacı harika bir eğlencelik sunmak. Ben büyük aksiyon dansları izlemeye bayılan sinemaseverleri mutlu etmeyi amaçlıyorum. Aslında filmin en hoş yanı Clive Owen’ın silah tuttuğunu görmek. Bir aksiyon kahramanı olarak ayakları yerden kesiyor. Çocukken James Bond olmak isterdim… şimdi ise Clive Owen olmak istiyorum!” “Hepsini Vur, izleyicinin beklediği tüm aksiyonu sunacak, ama umuyorum ki filmdeki tüm o kara mizah, ve biraz tuhaf ve ilginç karakterler bunu farklı türde bir aksiyon filmi hâline getirecek” diyor Paul Giamatti. Owen meslektaşının sözlerine şunları ekliyor: “Hepsini Vur’un daha önce kimsenin görmediği türde bir film olacağını garanti ederim. Aksiyonu seven insanları gerçekten memnun edecek”.

(.) Filmin Konusu
“Hepsini Vur”, dünyanın en sinirli ve sert mizaçlı adamıyken, kendisini dünyadaki en masum şeyi, yani yeni doğmuş bir bebeği korumakla yükümlü bulan Bay Smith’in hikayesi...

Ateşli bir çatışmanın ortasında bebeği doğurtan Bay Smith, kısa süre sonra, kimliği bilinmeyen bir gücün bu bebeğe ilişkin tüm izleri silmek üzere Hertz denen birinin liderliğindeki gizemli ve sonu gelmeyen bir tetikçiler ekibi gönderdiğini anlar.

Sayısız kurşun ve akla gelebilecek her türlü ateşli çatışma arasında Smith, DQ adında bir hayat kadınıyla güç birliği yapar ve birlikte oluşturdukları bu geçici ailenin tüm üyeleri kurşunlara hedef olmadan önce, bebeğin hayatının neden tehdit altında olduğu muammasını çözmeye çalışır.

Herkes bebeğin ölmesini istemektedir. Esas soru ise şudur: Neden?


Devamını Oku >>

05 Ekim 2007 Cuma

The Brave One (İçindeki Yabancı)

The Brave One(.) Künye
Gösterim Tarihi: 05 Ekim 2007
Tür: Suç, Dram, Gerilim
Yapım Yılı: 2007 ABD, Avustralya
Süre: 119 dakika
Yönetmen: Neil Jordan
Oyuncular: Jodie Foster, Terrence Howard, Nicky Katt, Naveen Andrews
Senaryo: Roderick Taylor, Bruce A. Taylor
Müzik: Dario Marianelli
Görüntü Yön.: Philippe Rousselot
Web sitesi: thebraveone

(.) Film Hakkında
İki Oscarlı aktris Jodie Foster ve iki kez Oscar adayı olan Terrence Howard’ın başrolleri paylaştığı “İçindeki Yabancı”nın yönetmeni Oscar ödüllü Neil Jordan. Filmde Erica’nın nişanlısı David’i Naveen Andrews, Mercer’ın ortağı Detektif Vitale’yi Nicky Katt, Erica’nın radyodaki patronu Carol’ı ise Oscar ödüllü Mary Steenburgen canlandırıyor. Filmin senaryosunu Roderick Taylor, Bruce A. Taylor ve Cynthia Mort birlikte yazmış.

Filmin yıldızı ve yönetici yapımcısı Jodie Foster, “Bence hepimizin asla aşılmaması gereken çizgiler ve asla nasıl bir insan olmayacağımız konularında fikirleri vardır” diyor ve ekliyor: “Ama yine de, belli şartlar altında nasıl birine dönüşeceğinizi bilmezsiniz. Entelektüel açıdan belli ahlak kuralları belirleseniz de, size meydan okuyan, sizi değiştiren bir duruma zorla sokulduğunuzda, neye dönüşeceğinizi bilemezsiniz”.

Yönetmen Neil Jordan da aynı görüşte olduğunu belirtiyor: “‘İçindeki Yabancı’ kolay olmayan ahlaki sorular soruyor. Bize bir yanlış yapıldığında, bir parçamız bunu hemen düzeltebilmek için ilkel bir şiddetle tepki vermeyi sanırım çok isterdi. Ama bunu yapmıyoruz; çünkü medeniyet bize böyle yapmamayı öğretiyor. Dolayısıyla, birinin ahlaki açıdan sorgulanabilir bir bölgeye girdiğini görmek bir yandan dehşet vericiyken, bir yandan da büyüleyici”.

(.) Filmin Konusu
New York sokakları Erica Bain için hem ev, hem de geçim kaynağıdır. Sunucusu olduğu “Street Walk” (Sokakta Yürümek) adlı programında, sevgili şehrinin ses ve hikayelerini radyo dinleyicileriyle paylaşır. Ancak Erica’nın bilip sevdiği her şey, korkunç bir gecede elinden alınır: Nişanlısı David ile birlikte uğradıkları hunharca saldırı, David’in ölümüne, onun da ölümün eşiğinden dönmesine neden olur.

Vücudundaki yaralar iyileşse de, derindeki yaralar kapanmaz. David’i kaybetmenin yarattığı hüsranın ötesinde, peşini asla bırakmayan dehşet verici bir korku hissi içindedir. Bir zamanlar gezmeyi çok sevdiği şehir sokakları artık yabancı ve tehditkardır onun için. Bu korkusu dayanılmaz hâle gelince, Erica kendisini ona karşı donanımlı kılacak bir şeyler yapmaya karar verir: Elindeki silah kendini soyut bir düşmana karşı korumanın somut bir yolu olur…ya da o böyle düşünür.

İlk kez birini vurduğunda, öl ya da öldür durumu söz konusudur. İkinci kere de bir nefsi müdafaadır… yoksa acaba kendini tehlikeden uzak tutmamayı mı seçmiştir? Bir zamanlar kanını donduran korku, yerini başka bir şeye bırakmakta; çalınan hayatını geri alma dürtüsüne dönüşmektedir.

Kanunu kendi eline almış, kimliği bilinmeyen birine ilişkin hikayeler şehirde hızla yayılmaya başlayınca, New York Polis Teşkilatı detektifi Sean Mercer katili yakalama konusunda gitgide daha kararlı olur. İpuçlarını birleştirmeye başlayınca kanıtlar eli silahlı bir adama değil, kin dolu bir kadına işaret eder.

Bir yanda kendisine her gün biraz daha yaklaşan Mercer, öte yanda kendisini yargılayan vicdanı yüzünden Erica’nın bir tür adalet, hatta belki intikam arayışının doğru seçim olup olmadığına, kendisinin aslında peşine düştüğü şeye dönüşüp dönüşmediğine karar vermesi gerekmektedir...


Devamını Oku >>

04 Ekim 2007 Perşembe

Bana Şans Dile

Bana Şans Dile(.) Künye
Gösterim Tarihi: 05 Ekim 2007
Tür: Gerilim
Yapım Yılı: 2001 Türkiye
Süre: 88 dakika
Yönetmen: Çağan Irmak
Oyuncular: Deniz Uğur, Rıza Kocaoğlu, Melisa Sözen, Nilgün Belgün, Volkan Severcan, İsmail Hacıoğlu
Senaryo: Çağan Irmak
Müzik: Aria
Görüntü Yön.: Cenap Cevahir
Web sitesi: banasansdile

(.) Film Hakkında
Öğrencilerin anlattıkları hikayelerden yola çıkan “Bana ŞANS Dile”, aile içi şiddet, sevgisizlik ve iletişimsizliği anlatan aksiyon-gerilim türünde bir film. Çağan Irmak’ın yazıp yönettiği filmde Rıza Kocaoğlu (Bahadır), İsmail Hacıoğlu (Çağlar), Başak Daşman (Ayşegül), Bülent Seyran (Behiç), Mert Akça (Serkan), Berke Üzrek (Türker), Deniz Uğur (Yurdanur), Melisa Sözen (Tuba), Nilgün Belgün (Mesude), Volkan Severcan (Kaan), Aysun Metiner (Emel), Levent Sülün (Hasan), Kutay Köktürk (Müdür) ve Güler Ökten (Nevin) rol alıyor.

Uluslararası İstanbul Film Festivali ve Ankara Film Festivali Ulusal Yarışma filmlerinden olan “Bana Şans Dile”, Şile Büyülü Fener Film Festivali’nde en iyi 2. film, en iyi erkek oyuncu ( Rıza Kocaoğlu ) ve en iyi yardımcı kadın oyuncu ( Melisa Sözen ) ödüllerini kazandı.

(.) Filmin Konusu
Sakar, içine kapalı, iletişimsiz lise öğrencisi Bahadır bir sabah uyanıp dünyayı değiştirmeye karar verir. O sabah okula giderken beline taktığı tabancayla sınıf arkadaşlarını rehin alıp onlara korkulu anlar yaşatacak olan Bahadır, onlardan hayatları boyunca kendilerini en çok yaralayan anılarını anlatmalarını ister.

Film boyunca annesi tarafından çocukluğunda dolaba kilitlenen ve karanlıktan korkan Çağlar’ın, ünlü bir televizyoncu olmaya çalışan ve maddi durumu pek iç açıcı olmayan Ayşegül’ün, şair olmaya çalışan romantik Behiç’in, satanist gruplara katılan Serkan’ın, otoriter bir babanın baskısından bunalmış Türker’in ve anne sevgisi görmemiş Bahadır’ın içinde bulunduğu tehlikeli durum, çılgın bir medya muhabirinin olaya dahil olmasıyla daha da karışır.


Devamını Oku >>

Captivity (Dehşet Odası)

Captivity(.) Künye
Gösterim Tarihi: 05 Ekim 2007
Tür: Suç, Dram, Gerilim
Yapım Yılı: 2007 ABD, Rusya
Süre: 96 dakika
Yönetmen: Roland Joffé
Oyuncular: Elisha Cuthbert, Daniel Gillies, Pruitt Taylor Vince, Laz Alonso
Senaryo: Larry Cohen, Joseph Tura
Müzik: Marco Beltrami
Görüntü Yön.: Daniel Pearl
Web sitesi: captivity

(.) Film Hakkında
“Misyon” filmiyle Oscar’a aday olan Roland Joffe’ın yönettiği gerilim yüklü “Dehşet Odası”nın başrolünde “24” dizisinin seksi yıldızı Elisha Cuthbert var. Filmde Cuthbert’e Daniel Gillies, Pruitt Taylor Vince, Laz Alonso, Michael Harney ve Maggie Damon eşlik ediyor. Senaryosunu Larry Cohen ve Joseph Tura’nın yazdığı filmin müziklerini Marco Beltrami hazırlamış.

(.) Filmin Konusu
Ünlü manken Jennifer Tree, bir seri katil tarafında tuzağa düşürülerek kaçılır ve hiç tanımadığı bir taksi şoförüyle birlikte küçük bir odaya hapsedilir. Sadistçe işkencelere maruz kalan Jennifer ve şoförün hapsedildikleri mahzenden kaçmaya çalışırken verdikleri mücadele, onları duygusal olarak birbirlerine yaklaştıracaktır.

Ancak zaman geçtikçe olay daha da karmaşık bir hal alır. Acaba Jennifer’in kaçınılmaz sonu ölüm müdür?..


Devamını Oku >>

24 Eylül 2007 Pazartesi

Reservoir Dogs (Rezervuar Köpekleri)

(.) Künye
Tür: Suç, Dram, Gerilim
Yapım Yılı: 1992 ABD
Süre: 99 dakika
Yönetmen: Quentin Tarantino
Oyuncular: Harvey Keitel, Tim Roth, Steve Buscemi, Chris Penn, Michael Madsen
Senaryo: Quentin Tarantino, Roger Avary
Görüntü Yön.: Andrzej Sekula
Web sitesi: reservoirdogs

(.) Film Hakkında
Amerikalı yönetmen Quentin Tarantino'nun, ilk filmi olan 1992 yapımı Reservoir Dogs gösterildiği yıllara göre değerlendirildiğinde hiç kuşkusuz sinemada yeni bir tarzın öncüsü olmuştur. Tarantino'nun senaryosunuda yazdığı film, bol kanlı şiddet sahneleri, neredeyse hiç bir şey ifade etmeyen diyalogları ve karmaşık anlatım tarzı ile yönetmenin bundan sonra çekeceği filmlerinde yol haritası olmuştur. Ünlü aktör Harvey Keitel, bu filmde hem oyuncu hem de yapımcı olarak yer alır. Rezervuar Köpekleri ABD'de 2.832.029$ hasılata ulaşmıştır.

(.) Filmin Konusu ve Yorum
Joe Cabot, büyük bir elmas mağazasını soymak için, oğlunun da dahil olduğu bir ekip hazırlar. Renkleri kod isim olarak kullanan ekibin adı, Rezervuar Köpekleri'dir. Soygunun planları yapılır. En ince detayları bile gözden geçirilmiştir. Ama soygun planlandığı gibi işlemez. Mağazaya gelindiğinde tuzağa düşerler. Ekibin içinde polis olduğunun farkına varırlar. Kim, kime silahını çekeceğini, kimden şüpheleneceğini bilemez durumdadır. Sığınılan depo içerisinde bir hesaplaşma başlamıştır...

Bir musibet bin nasihatten iyidir sözünü tam anlamıyla karşılarcasına, eğer psikopat sözcüğünü sözlükten öğrenemediyseniz mutlaka bu filmi seyretmelisiniz. Michael Madsen, öyle bir psikopat rolü oynuyorki, gerçek hayatta böyle biriyle karşılaşma olasılığı bile insanın kanını donduruyor. Kill Bill'de boynuna taktığı jiletli kolyeyi düşününce acaba filmlerin dışında da böyle bir özelliği var mı diye merak ediyorum.

Kötülerin iyisi rolündeki Harvey Keitel ve son zamanlarda adını oyuculuktan çok yönetmenliğiyle andıran Steve Buscemi'de gerçekten çok iyi bir performans sergilemişler.

Hollywood için yeni bir tarz olan ve Tarantino'nun vazgeçilmezi geyik muhabbetleri ise aslında bize çok uzak değil. Herhangi bir mahalle kahvesinde çok daha enteresan muhabbetlere rastlayabilmemiz çok büyük bir olasılık. Ama onlar bizim kadar geniş bir kültüre sahip olmadıkları için 90'ların başında bu özellik çok konuşulmuştu.

Tarantino'nun sonraki filmlerini daha iyi anlayabilmek için (özelliklede Pulp Fiction gibi kült olmuş bir filmi), mutlaka seyretmelisiniz. Çocuklarınızı TV'den mümkün olan en uzak yere göndermenizi tavisiye ederim.

İyi seyirler...

(.) Filmin Notu:
10/8.4


Devamını Oku >>

16 Eylül 2007 Pazar

1408

1408(.) Künye
Gösterim Tarihi: 28 Eylül 2007
Tür: Korku, Gerilim
Yapım Yılı: 2007 ABD
Süre: 94 dakika
Yönetmen: Mikael Håfström
Oyuncular: John Cusack, Samuel L. Jackson, Mary McCormack,Jasmine Jessica Anthony
Senaryo: Matt Greenberg, Scott Alexander
Müzik: Gabriel Yared
Görüntü Yön.: Benoît Delhomme
Web sitesi: 1408

(.) Film Hakkında
Korku ustası Stephen King’in tüyler ürpertici kısa filminden uyarlanan “1408”i, kendi ülkesinde yaptığı filmlerle iyi tanınan ve Oscar adayı olan İsveçli yazar Mikael Hafström yönetmiş. Başrollerde John Cusack (Mike Enslin), Samuel L. Jackson (Otel müdürü), Mary McCormack (Lily Enslin) ve Jasmine Jessica Anthony (Katie Enslin) kamera karşısına geçmiş. Senaryoyu Matt Greenberg, Scott Alexander ve Larry Karaszewski birlikte yazmışlar.

Yönetmen, “Mike Enslin, 1408 numaralı odada, dehşetle, kendi kafasındaki şeytanlar şeklinde karşılaşır ve onlarla savaşmak zorunda kalır.” diyor. Başroldeki Cusack ise,“1408 konusunun otel müdürü ve çalışanların ortak bir kandırmacası olduğuna inanır Enslin. Çünkü bu konuda yazarsa otel müşterilerinin sayısı yüzde elli artacaktır. Ama bir süre sonra, söylenenler gerçekleşir ve oda bir karaktere bürünmeye başlar. Ve gerçekten saldırır.” diye anlatıyor canlandırdığı karakterin filmde yaşadıklarını.

(.) Konu ve Yorum
Ünlü korku romanı yazarı Mike Enslin, gözüyle görmediği hiçbir şeye inanmamaktadır. Tüm efsane ve söylentileri araştırarak, perili evler ve dünyadaki diğer korku dolu yerler hakkında bir dizi çok satan kitap yazmıştır. Aynı zamanda hayatında büyük bir trajedi yaşamıştır.

1408 gizemini işaret eden şaibeli bir kartpostal alan Enslin, son romanı olan “Perili Otel Odaları”nın son bölümü için, buradan iyi bir hikaye çıkabileceğine karar verir ve kötülüğüyle ün salmış 1408 numaları odanın bulunduğu Dolphin Otel’in yolunu tutar.

Enslin’in hayaletlerden uzak, yalnız geceleri, 1408 numaralı odada kalmaya başladığında değişmeye başlar. Otel müdürünün uyarılarına karşı koyan yazar, perili olduğu söylenen bu odada yıllardan beri kalan ilk kişidir. Yeni bir liste başı kitabın eli kulağındadır, ama önce yaşayabilmek için şeytanlarıyla yüzleşmelidir...


Devamını Oku >>

Bordertown (Sınır Ötesi)

Bordertown(.) Künye
Gösterim Tarihi: 28 Eylül 2007
Tür: Dram, Suç, Gerilim
Yapım Yılı: 2006 ABD, İngiltere
Süre: 112 dakika
Yönetmen: Gregory Nava
Oyuncular: Jennifer Lopez, Antonio Banderas, Sonia Braga, Martin Sheen
Senaryo: Gregory Nava
Müzik: Graeme Revell
Görüntü Yön.: Reynaldo Villalobos
Web sitesi: -

(.) Film Hakkında
Amerika’yı etkileyen gerçek bir olaydan uyarlanan “Sınır Ötesi”, bir kadının adalet için verdiği hırslı mücadelenin öyküsü...

Gregory Nava’nın yönettiği “Sınır Ötesi”nin başrolünde Jennifer Lopez var. Senaryosunu da Nava’nın yazdığı filmde Lopez’e Martin Sheen, Antonio Banderas ve Sonia Braga eşlik ediyor. Filmin müziğini Graeme Revell hazırlamış.

(.) Konu ve Yorum
Lauren Frederick Chicago Herald’da çalışan hırslı bir gazetecidir. Editörünü etkilemek isteğiyle ona büyük bir hikaye sözü verir ve araştırma yapmak üzere Meksika sınırındaki Juarez’e gider.

Juarez korkuyla sarılı bir şehirdir. Bölgedeki yüzlerce kadın, vahşi bir şekilde tecavüze uğrayıp öldürülmüşlerdir. Yetkilerse bunu dikkate alıyormuş gibi görünmemektedirler...


Devamını Oku >>

14 Eylül 2007 Cuma

I Know Who Killed Me (Beni Öldüreni Tanıyorum)

I Know Who Killed Me(.) Künye
Gösterim Tarihi: 21 Eylül 2007
Tür: Dram, Gerilim
Yapım Yılı: 2007 ABD
Süre: 105 dakika
Yönetmen: Chris Sivertson
Oyuncular: Lindsay Lohan, Julia Ormond, Neal McDonough, Brian Geraghty
Senaryo: Jeff Hammond
Müzik: Joel McNeely
Görüntü Yön.: John R. Leonetti
Web sitesi: ??????

(.) Film Hakkında
Merkezindeki sürükleyici bulmacayla kimlik, aile ve takıntının karanlık yönlerini irdeleyen psikolojik gerilim filmi “Katilimi Tanıyorum”un yönetmeni Chris Sivertson. Senaryosunu Jeffrey Hammond’ın yazdığı filmin başrollerini Lindsay Lohan (Aubrey), Julia Ormond (Susan), Neal McDonough (Daniel) ve Brian Geraghty (Jerrod Pointer) paylaşıyor. Filmin müziği Joel McNeely’nin imzasını taşıyor.

İlk filmi “The Lost”ta karizmatik bir sosyopatın dürüst tasviriyle film festivalleri çevresinde hem tartışma yaratmış hem de beğeni toplamış yönetmen Sivertson, ilk filminde de olduğu üzere, insan doğasının daha karanlık yönünü irdeleyen malzemelere ilgi duyduğunu şu sözlerle ifade ediyor: “Gerilim filmleri çoğunlukla iki boyutlu karakterlerle dolu. Bu film ise karakterlerin hikayeyi gerçekten sürüklediği ender senaryolardan birine sahip; ki bu benim senaryo okurken aradığım en önemli özellik. Bu senaryonun yarısına bile gelmeden, yakınlık hissettiğim Aubrey karakteri birden bire Dakota olduğunu söylüyor. Dakota ise bugüne dek bir senaryoda gördüğüm en büyüleyici karakterlerden birine dönüşüyor”.

Başroldeki Lohan’a göre de “Katilimi Tanıyorum” muhteşem bir gerilim filmi. “Bence bu film yeni neslin ‘Kuzuların Sessizliği’ olacak” diyen aktris, şöyle devam ediyor: “Benim yaşımdaki insanlar gerçekten sağlam bir psikolojik gerilim filmiyle sık sık karşılaşmıyorlar. Bu film benim için öyle. İzleyiciyi sürekli meraklandıracak ve koltuklarına yapıştıracak. Böyle bir filmin parçası olmak harika çünkü bu türü gerçekten seviyorum”.

(.) Konu ve Yorum
New Salem’in küçük sakin bir kasabası, genç kadınları kaçırıp öldürmeden önce onlara haftalarca işkence eden hunhar bir seri katille dehşete boğulur. Yetenekli bir piyanist ve hevesli bir yazar adayı olan Aubrey Fleming, arkadaşlarıyla dışarıda geçirdiği bir akşam, ardında hiç iz bırakmadan kaybolunca katilin son kurbanı olduğu düşünülür. Katilin izini sürmek için toplanan FBI Özel Görevler Birimi, zaman geçtikçe genç kızı bulma ümitlerini yitirmeye başlarlar.

Fakat bir gece, bir sürücü ıssız bir yolun kenarında, üstü başı perişan halde ve ciddi biçimde yaralanmış genç kızın yardım istediğini görür. Kız hemen hastaneye kaldırılır. Aubrey’nin annesi Susan ve babası Daniel ara ara kendine gelen kızlarının başında beklerler. Nihayet konuşacak duruma geldiğinde, Aubrey Fleming diye birini tanımadığını, kendisinin talihsizlikler yaşayan Dakota Moss isimli bir striptizci olduğunu iddia ederek herkesi şoke eder.

Aubrey’nin travma sonrası stresi yaşadığına inanan doktorların, anne babasının ve yasal yetkililerin elinden, genç kızın hafızasını geri kazanması için dinlenmesini ve terapi görmesini beklemekten başka şey gelmez. Ama genç kız eve döndükten sonra da onların sandığı kişi olmadığında diretir; oysa seri katilin önceki kurbanlarındakilerle aynı türde yaraları vardır. FBI ajanları Aubrey’nin bilgisayarında alt kimliği Dakota olan bir kızın hikayesini bulduklarında daha da meraklanırlar.

Dakota, Aubrey’nin tek yumurta ikizi olduğundan şüphelenmeye başlayınca, Susan ona hamileliğinde çekilen ve rahminde tek bir çocuk olduğunu açıkça gösteren ultrason kayıtlarını izletir. Kafası karışan ve dehşete düşen Dakota, yakaladığı kişiye ağır ağır işkence eden, tehditkar bir siluetle ilgili hayaller görmeye başlar. Hem kendisi hem de Aubrey için zamanın dolmakta olduğuna ikna olan Dakota, Daniel’la birlikte şoke edici bir gerçekle yüzleşir ve ikisi birlikte telaş içinde katilin peşine düşerler...


Devamını Oku >>

13 Eylül 2007 Perşembe

Hotel Rwanda (Hotel Ruanda)

Hotel Rwanda(.) Künye
Tür: Dram, Gerilim, Tarihi, Savaş
Yapım Yılı: 2004 ABD, İngilterei İtalya, Güney Afrika
Süre: 121 dakika
Yönetmen: Terry George
Oyuncular: Don Cheadle, Sophie Okonedo, Ahmed Panchbaya, Nick Nolte, Jean Reno
Senaryo: Keir Pearson, Terry George
Müzik: Rupert Gregson-Williams, Andrea Guerra
Görüntü Yön.: Robert Fraisse
Web sitesi: hotelrwanda

(.) Film Hakkında
Ruanda'da 1994 yılında yaklaşık yüz gün içinde 800.000 Tutsi ve ılımlı Hutu, aşırı uç Hutular (Interahamwe) tarafından öldürülmüştür. Katliam, Tutsi destekli isyancı Ruanda Vatansever Cephesi lideri Paul Kegame'ye bağlı güçlerce, Hutu ağırlıklı hükümetin düşürülmesi ile son bulmuştur. Ardından yönetimden güç alan Tutsilerin öç bahanesiyle saldırması sonucu yüzbinlerce Hutu, komşu ülke Zaire'ye (Kongo Cumhuriyetine) sığınmıştır.

Yaşanan katliamın ardından, sorumluların tespit edilmesi ve yargılanması için çalışmalar yapılmıştır. Ancak sorumluların sayısının fazlalığı ve yaşanan olayların yıkıcılığı yüzünden, yargılamada bazı sorunlar yaşanmıştır. Katliam sırasında neredeyse tümüyle yok olan devlet kurumlarının olmaması sebebiyle, katliam sanıklarının büyük kısmı kendi köylerinde yaşamaya devam etmiştir. Katliamın acısının halk üzerinde yarattığı etkinin dindirilmesi amacıyla, halkın kendi kuracağı mahkemelerde alacağı kararların adli olarak tanınacağının bildirilmesi üzerine "halk mahkemeleri" (gacaca ) 3'ten fazla insan öldürenleri yargılamış ve halk kendi cezasını kendisi vermiştir. Daha büyük suçlular için Birleşmiş Milletler gözetiminde Arusha Tanzanya'da bir uluslararası suç mahkemesi kurularak yargılamalar sürdürülmüştür.

Yönetmenliğini Terry George'un yaptığı Hotel Rwanda, işte bu korkunç günlerde yaşanan gerçek olayları anlatmaktadır. Ayrıca filmde, Ruanda Katliamı'na dair birçok bilgide sunulmaktadır. Olaya uluslararası tepkinin çok düşük düzeyde kalması ve BM ile Batılı güçlerin katliam karşısındaki tavırları ciddi şekilde eleştirilir.

(.) Konu ve Yorum
Filmin konusu kısaca şöyle: Aralarında büyük gerginlik bulunan iki etnik grup olan Hutu ve Tutsi'ler arasındaki barış görüşmeleri Hutu liderinin uçağının düşürülmesi ile son bulur.

Bunu fırsat bilen Hutu grubu, "hamamböcekleri" şeklinde adlandırdıkları Tutsileri sistematik şekilde öldürmeye başlarlar. Bölgedeki çok az sayıdaki Birleşmiş Milletler askeri olaylara müdahale etmekte yetersiz kalmaktadır.

Daha da kötüsü, olaylara karışmak istemeyen Amerika, İngiltere ve Fransa gibi büyük ülkelerin baskısı ile Birleşmiş Milletler askeri bölgeden çekilir. Böylece bütün dünyanın kılını kıpırdatmadan 100 gün boyunca izleyeceği ve yaklaşık 1 milyon kişinin öldürüleceği 20. yüzyılın en büyük soykırımlarından biri başlar.

Bu arada Kigali şehrindeki beş yıldızlı otelin yöneticisi olan Paul Rusesabagina, kendisi de bir Hutu olmasına rağmen, Tutsileri otelinde saklayarak kurtarmaya çalışmakta ve kendisinin ve ailesinin hayatını büyük riske atmaktadır.

Bu nasıl bir vahşettir? Sanırım canlılar içinde insandan başka hiçbir canlı bir diğerine bunu yapamaz. Ben bu filmi seyrederken gerçekten insanlığımdan utandım. Irak'a demokrasi getirenlerin! Ruanda'da neler yapamadıklarını çok güzel özetlemiş film.

Filmde içimi en çok acıtan sahne, soykırımı görmezden gelen uluslararası ekonomik güçlerin insanlar için değil ama kendi mülkiyetleri için Devlet Başkanlarına kadar ulaşıp olaya anında müdahale edebilmeleri. Hem gücün etkisine hem insanlığın bitişine şahit oluyorsunuz.

Bir de küçük bir önerim olacak: Tüm gelişmiş ülkelerin liderlerine, en baştada Bush'a her sabah yataktan kalktıklarında önce bu filmi seyrettirsinler. İşlerine bundan sonra başlasınlar. Ben eminimki dünya daha yaşanılabilir bir dünya olacaktır.

Sözü çok uzattım. Bu filmi mutlaka ama mutlaka seyredin. Adı film ama içeriği bir filmden çok öte...

(.) Filmin Notu:
10/8.8


Devamını Oku >>

08 Eylül 2007 Cumartesi

The Hunting Party (Av Partisi)

The Hunting Party(.) Künye
Gösterim Tarihi: 14 Eylül 2007
Tür: Aksiyon, Macera, Komedi, Dram, Gerilim
Yapım Yılı: 2007 ABD, Bosna-Hersek
Süre: ??? dakika
Yönetmen: Richard Shepard
Oyuncular: Richard Gere, Terrence Howard, Diane Kruger, Joy Bryant
Senaryo: Richard Shepard
Müzik: Rolfe Kent
Görüntü Yön.: David Tattersall
Web sitesi: thehuntingparty

(.) Film Hakkında
Scott Anderson’un Esquire dergisinde yayımlanan “Yaz Tatilimde Ne Yaptım?” adlı yazısından uyarlanan “Av Partisi”nin yönetmenliğini Richard Shepard üstlenmiş. Sözkonusu makalede, Bosna’daki etnik temizliğin mimarı kabul edilen Radovan Karadzic’i ele geçirmek için girişimlerde bulunan Sebastian Junger ve John Falk adlı iki gazetecinin öyküsü anlatılıyordu. Senaryosunu da Shepard’ın yazdığı, Bosna’da geçen, kara mizah – gerilim türündeki filmin başrollerini Richard Gere (Simon Hunt), Terrence Howard (Duck), Jesse Eisenberg (Benjamin), Diane Kruger ve Joy Bryant paylaşıyor.

Yönetmen Shepard, “Av Partisi”ni şu sözlerle özetliyor: “İnsanlar üzerine film senaryoları yazarım. ‘The Hunting Party’, kefaret ve kurtuluş gibi kavramlar üzerine bir film. Richard Gere, filmde kariyeri savaş sırasında darmadağın olduğu için o günden beri duygusal ve profesyonel boyutta acılar çeken bir karakteri canlandırıyor. Savaş suçlusunun saklandığı ülkeye bir yolculuğa çıkıyor. Bu yolculuk, aynı zamanda onun için kefareti ödeme / kurtuluş yolculuğudur. Terrence’in oynadığı karakter ise tam ters yönde hareket ediyor. Onun öyküsü, aslında kendi kimliğini yeniden bulmak. Jesse’nin oynadığı karaktere gelince, o herşeyi çok iyi bildiğini zanneden, ama aslında hiçbir şey bilmeyen genç bir gazetecidir. Filmin akışı içinde olgunlaşarak gerçek bir insan olur. Filmin arka planında savaş sonrası Bosna olsa da, film bu üç insan üzerine. Onların çıktığı yolculuk ve yaşadıkları deneyimler anlatılıyor.”

(.) Konu ve Yorum
Savaş muhabiri Simon Hunt ve kameraman Duck, Bosna’dan Irak’a, Somali’den El Salvador’a kadar dünyanın en tehlikeli savaş bölgelerinde görev almışlardır. Mermilerden sakınmaya çabalarken en doğru haberlere imza atmış, çok sayıda gazetecilik ödülü kazanmışlardır. Bir Bosna köyünde görev yaptıkları o müthiş günde herşey bir anda değişir. Ulusal televizyondaki bir canlı yayın sırasında Simon’ın çöküşü başlar. Simon’ın kariyeri sona ererken Duck’ın yükselişi devam eder ve ikilinin yolları ayrılır.

Beş yıl sonra savaşın bitiminin beşinci yıldönümü kutlamalarına katılmak üzere Duck yeniden Saraybosna’ya döner. Yanında çaylak gazeteci Benjamin de vardır. Simon adeta geçmişten gelen bir hayalet gibi çok özel bir fikirle boy gösterir. Asıl amacı hayatının en büyük haberini yakalamak, bölgenin en çok aranan “Tilki” lakaplı bir numaralı savaş suçlusunun yerini bulup haber yapmaktır.

Yüzeysel bilgilerle donanmış olan Simon, Duck ve Benjamin, kimseden izin ve yetki almadan kendilerini derin düşmanlık dolu bölgelere götürecek karanlık ve tehlikeli bir misyona odaklanırlar. Ancak yanlışlıkla CIA timi zannedilmeleri ve hedeflerinin onları takibe alması üzerine kendilerini çok ciddi tehlike altında bulurlar. Av ve avcı değişmiştir artık. Karşılarında hayatlarının en büyük hedefi vardır ama acaba haberi yapacak kadar yaşayabilecekler midir?


Devamını Oku >>

31 Ağustos 2007 Cuma

The Matrix (Matrix)

The Matrix(.) Künye
Tür: Aksiyon, Bilim & Kurgu, Felsefe
Yapım Yılı: 1999
Süre: 136 dakika
Yönetmen: Andy Wachowski, Larry Wachowski
Oyuncular: Keanu Reeves (Neo), Laurence Fishburne (Morpheus), Carrie-Anne Moss (Trinity), Hugo Weaving (Agent Smith)
Senaryo: Andy Wachowski, Larry Wachowski
Web sitesi: whatisthematrix

(.) Film Hakkında
En iyi ses, en iyi ses efekti, en iyi görüntü efekti ve en iyi kurgu dallarında 2000 yılında 4 Oscar alan The Matrix felsefede yeni bir akımın başlamasına neden olmuştur. William Irwin, Matrix ve Felsefe isimli bir kitap yazarak filmin felsefesinin açılımını yapmıştır. Değişik açılara yerleştirilmiş kameralardan elde edilen görüntülerin birleştirilmesiyle ortaya çıkan aksiyon sahneleri seyredenler üzerinde üçüncü boyut etkisi yaratmıştır.

(.) Konu ve Yorum
Yeni çekim teknikleriyle süslenmiş mükemmel aksiyon sahnelerini mi yoksa insanların kafasında soru işaretleri uyandırarak "kaşık yok" diye düşünmelerine neden olan felsefesini anlatmak gerkir bilemiyorum.

Kaç kez seyrettiğimi inanın hatırlamadığım metro istasyonundaki kavga sahnesinde ve Neo'nun hava asılı duran kurşunları topladığı o müthiş sahnede her defasında çok heyecanlanıyor ve olağanüstü bir haz alıyorum.

Filmi seyretmeden çok önceleri filozof George Berkeley ve İmam-ı Rabbani'nin kitaplarında maddenin aslında olmadığını ve her şeyin algıdan ibaret olduğunu okumuştum. Bu film tam da o felsefenin üzerine oturmuştu ve beni bu yönden de çok etkiledi.

Sözü daha fazla uzatmak istemiyorum. Daha iyisi çekilene kadar benim bir numaram bu film olacaktır :) Bu filmi mutlaka seyredin ama en az iki defa.

(.) Filmin Notu
10/9.5


Devamını Oku >>

11 Ağustos 2007 Cumartesi

V for Vendetta (Sonsuza Dek! Özgürlük!)

V for Vendetta(.) Künye
Tür: Aksiyon, Gerilim, Dram, Bilim-Kurgu
Yapım Yılı: 2005
Süre: 132 dakika
Yönetmen: James McTeigue
Oyuncular: Natalie Portman (Evey), Hugo Weaving (V), Stephen Rea (Inspector Finch), Stephen Fry (Deitrich), John Hurt (Adam Sutler)
Senaryo: Andy Wachowski ve Larry Wachowski
Web sitesi: vforvendetta

(.) Film Hakkında
İngiliz-Alman ortak yapımı bir film. 4 kasım 2005'de gösterime girmesi planlanmış ama ancak 17 Mart 2006'da galası yapılabilmiştir. Wachowski biraderlerin (Larry Wachovski - Andy Wachowski) sinemaya uyarlayıp yapımcılığını yaptığı filmi, daha önce Matrix üçlemesinde yardımcı yönetmenlik yapan James McTeigue yönetti.

V for Vendetta, Alan Moore'un yazıp David Lloyd'un çizdiği aynı adlı çizgi romandan (V for Vendetta) beyaz perdeye uyarlandı. Filmin başrollerini Hugo Weaving ( "V") ve Natalie Portman ("Evey Hammond") paylaşıyor. Fimdeki parlemento binası yıkımı çekimleri için Whitehall (Trafalgar ile Parlamento Meydanları arasında uzanan bulvar) dört gece boyunca özel izinle kapatıldı.

Film eleştirmenlerce iyi bir film olarak değerlendirilmiştir. Ama çizgiromanın hayranları filmde değiştirilen ve çıkarılan kısımların, verilmek istenen mesajı bozduğunu öne sürdüler. Çizgiromanda faşizme karşı anarşizm çatışması vurgulanırken, filmde faşizme karşı alternatif öne sürülmemiştir.

Film gösterime girdiği ilk hafta itibari ile Güney Kore, Tayvan, İsveç, Singapur ve Filipinlerde bir numaraya yükselirken konunun geçtiği yer ve çekildiği mekan olan İngiltere'de bir numaraya ulaşamamıştır.

(.) Konu ve Yorum

1605, İngiltere,

Guy Fawkes ve arkadaşları, İngiltere Kralı I. James ve diğer aristokratları öldürmek için Parlemento Binası’nı havaya uçurmaya çalışıyorlar. Komplonun asıl amacı İngiltere devlet yönetiminde ve Katolik monarşik rejimde kökten bir devrime gitmek.

2020, İngiltere,

Faşist bir iktidar görev başında. Halk düşünmüyor ve sorgulamıyor. Yalnızca söyleneni ve isteneni yapiyor. Kapalı devre bir TV yayını ile hiç durmadan beyinleri yıkanıyor. Tarihini ise çoktan unutmuş.

Bu şartlarda ortaya cıkan maskeli kahramanımız, yüzyillar önce yarım kalan bir görevi tamamlayabilecek mi? Yoksa tarih yine tekerrür mü edecek?

“Bu maskenin altında etten fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var ve fikirler kurşun geçirmezdir!” V

Kahramanlarda artık değişim geçiriyor. İyi kılıç kullanmak, güçlü, akıllı, zeki ve yakışıklı olmak, yeni çağları anlatan filmlerde kahraman olmak icin yeterli değil. Günümüz kahramanlari yeni nesil düşmanları ile başedebilmek için yukarıdaki özelliklerinin yanına bir de mutant olmayı koymak zorundalar. Yani bi şekilde değişim geçirmiş olmaları gerekiyor. İdeolojik bir altyapı üzerine oturmuş yapımda beni en çok rahatsız eden konu bu oldu.

Şu sıralar seyrettiğim filmlerin çoğunda bir ‘özgürlük mesaji’ temasının ağırlığını hissediyorum. Özellikle 11 Eylül ve sonrasında alınan tedbirler insanları özgürlükleri konusunda tekrar tekrar düsünmeye itiyor sanırım.

Mutlaka seyredilmesi gereken bir film.

(.) Filmin Notu
10/8.8


Devamını Oku >>