MY-Sinema
Komedi etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
Komedi etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

20 Ekim 2007 Cumartesi

Suburban Girl (Erkekleri Tavlama Sanatı)

Suburban Girl(.) Künye
Gösterim Tarihi: 19 Ekim 2007
Tür: Komedi, Dram, Romantik
Yapım Yılı: 2007 ABD
Süre: 90 dakika
Yönetmen: Marc Klein
Oyuncular: Sarah Michelle Gellar, Alec Baldwin, Maggie Grace, James Naughton
Senaryo: Marc Klein
Müzik: Heitor Pereira
Görüntü Yön.: Steven Fierberg
IMDB Web sitesi: suburbangirl

(.) Film Hakkında
Marc Klein’ın ilk uzun metrajlı filmi olan romantik komedi türündeki “Erkekleri Tavlama Sanatı”nın başrollerini Sarah Michelle Gellar (Brett Eisenberg) ve Alec Baldwin (Archie Knox) paylaşıyor. Filmde ikiliye eşlik eden oyuncular Maggie Grace (Chloe), James Naughton (Robert Eisenberg), Vanessa Branch (Faye Faulkner) ve Chris Carmack (Jed Hanson).

“Erkekleri Tavlama Sanatı”, Melissa Bank’in esprili ve neşeli kısa hikayelerini topladığı “The Girls’ Guide to Hunting and Fishing” adlı New York Times’ın çok satan eserinden uyarlanmış. Yönetmen Marc Klein, kitabı seçmesindeki en önemli etkenin sadece basit bir romantik komedi olmaması ve içinde daha derin düşüncelere de yer vermesi olduğunu vurguluyor.

Klein, filmi yapmaya karar verdiği zamanki düşüncelerini şöyle aktarıyor: “Bu hikayeyi seçmemin nedenlerinden biri de, kendimi baş kahraman Brett’e çok benzetmem. Kendine güvensiz ve korunmasız bir insan olarak dış dünyaya açılması ve kendini tanımak için çıktığı zorlu yolu hatalarından ders alarak başarıyla tamamlaması bu hikayeyi benim için çok anlamlı yaptı. Bu, yeni yetme bir kızın gerçek bir kadına dönüşmesinin hikayesi. İlk olarak kendini bir erkeğin varlığı ile ifade eden; fakat zamanla aslında tek başına da kendine yetebileceğini keşfeden bir kadın. Bu bakımdan hikayenin feminist bir tarafı da var.”

(.) Filmin Konusu
New York’taki bir yayınevinde çalışmak üzere New Jersey’deki sakin hayatından Manhattan’ın hareketli dünyasına giren yirmili yaşlarındaki Brett Eisenberg’in hikayesi...

Çekici, akıllı ve hırslı bir genç kadın olan Brett, hayatında ilk kez anne babasının yanından ayrılmış; kariyer hedefine ulaşabilmek amacıyla New York şehrine taşınmıştır. Teyzesi Hilda’nın, Manhattan’ın ‘Upper West Side’ bölgesindeki dairesini, uzun süredir beraber olduğu sevgilisi Jed ile paylaşmakta; boş vakitlerini moda tasarımcısı olan en yakın arkadaşı Chloe ile sanatsal etkinliklere katılarak geçirmektedir.

Bir gün bir imza gününde efsanevi yayın editörü olan, tüm kadınların kalbini fethetmiş Archie Knox ile tanışır. İç güdüleri, kendinden yaşça çok büyük olan bu adamdan uzak durmasını söylese de, Brett kendisini bu çekici adamın büyüsüne kaptırmaktan alıkoyamaz. Onun için Archie, kendisi için hayal ettiği hayatın ta kendisidir. O, bu adamın sadece çekiciliğinden değil, New York’un en başarılı simalarından olmasından da etkilenmiştir. Erkek arkadaşı Jed ile ilişkisini bitirir. Archie ile yaşayacağı ilişkinin onu gerçek bir kadın yapacağına inanır.

Ama kısa zamanda Brett’in mükemmel gözüken hayatı kötüye gitmeye başlar. Yayınevinin baş editörü işten ayrılır ve yerine güzeller güzeli, genç ve gösterişli İngiliz Faye Faulkner gelir. Bu arada hayatta herşeyini paylaşabildiği tek kişi olan babası da oldukça hastadır.

Tüm bu tatsızlıkların daha da kötüye gitmesinde Archie’nin de büyük payı vardır. Hayallerini süsleyen erkek aslında hiç de göründüğü gibi değildir. Brett’in olgun, kendine güvenli ve ayakları yere sağlam basan bir kadın olmasını sağlayacak olan da, içine sürüklendiği bu durumdan kurtulma çabası olur...


Devamını Oku >>

I Could Never Be Your Woman (Kadının Olamam)

I Could Never Be Your Woman(.) Künye
Gösterim Tarihi: 19 Ekim 2007
Tür: Komedi, Romantik
Yapım Yılı: 2007 ABD
Süre: 97 dakika
Yönetmen: Amy Heckerling
Oyuncular: Michelle Pfeiffer, Paul Rudd, Tracey Ullman, Saoirse Ronan
Senaryo: Amy Heckerling
Müzik: -
Görüntü Yön.: Brian Tufano
IMDB Web sitesi: icouldneverbeyourwoman

(.) Film Hakkında
Sevgililer, anne babalar ve çocuklar, kardeşler, arkadaşlar ve iş arkadaşları… Amy Heckerling'in yazıp yönettiği romantik komedi filmi “Kadının Olamam”, hayattaki en önemli ilişkilere esprili ve içten bir bakış. Heckerling senaryoda Los Angeles’ta bekar ve yalnız bir anne olmanın güçlüklerini ve yanlış insana aşık olmanın zorluklarını anlatmaya çalışmış. Filmde Michelle Pfeiffer (Rosie), Paul Rudd (Adam Perl), Tracey Ullman (Doğa Ana), Saoirse Ronan (Izzie), Jon Lovitz (Nathan), Fred Willard (Marty), Stacey Dash (Brianna Minx), Sarah Alexander (Jeanne) ve Rory Copus (Dylan) rol alıyor.

(.) Filmin Konusu
Los Angeles’ta yaşayan 40 yaşında bekar bir anne olan Rosie’nin hayatı hiç de planlandığı gibi gitmemektedir. TV’de ‘You Go Girl’ adlı bir Tv programının yapımcılığını yapmaktadır. Hazırladığı program riske girmiştir; seksi patronu Marty, onun programı yerine bir reality show yayınlamayı düşünmektedir, asistanı Jeannie ise sabotaj peşindedir.

Evde de işler pek yolunda değildir. Eski kocası, yeni ve genç eşinden bebek beklemekte, artık genç bir kız olan kızı Izzie ise dejenere genç Dylan ile arkadaşlık etmektedir.

Yetenekli genç oyuncu Adam Perl’ün kasting odasına girmesiyle Rosie’nin kalbinin atışları değişmiştir. Fakat 40 yaşında olgun bir kadın olarak böyle genç bir erkeğe gönlünü kaptırmak hiç de doğru görünmez.

Rosie kendi duygularıyla savaşırken, İzzie’nin bile çok sevdiği bu adamı olabildikçe hayatının dışında tutmaya çalışır. Fakat gönül ferman dinlemez...


Devamını Oku >>

09 Ekim 2007 Salı

Avrupalı

Avrupalı(.) Künye
Gösterim Tarihi: 12 Ekim 2007
Tür: Komedi
Yapım Yılı: 2007 Türkiye
Süre: ?? dakika
Yönetmen: Ulaş Ak
Oyuncular: Cem Davran, Yasemin Kozanoğlu, Sema Öztürk, Aydemir Akbaş
Senaryo: İrfan Tözüm, Ulaş Ak
Müzik: Aria
Görüntü Yön.: Aytekin Çakmakçı
Web sitesi: avrupalı

(.) Film Hakkında
Avrupalılara kendimizi beğendirmeye çalışırken öz değerlerimizden kaybettiklerimizi de göstermeyi amaçlayan, Ulaş Ak’ın yönettiği “Avrupalı”nın başrollerini Cem Davran, Yasemin Kozanoğlu, Sema Öztürk, Aydemir Akbaş, Murat Soydan, İlknur Soydaş, Aykut Oğut, Eva Maya, Esra Banguğlu, Hakan Gerçek, Cengiz Tünay, Somer Karvan, Serkan Genç ve Kuzey Vargın paylaşıyor. Filmin senaryosunu İrfan Tözüm ve Ulaş Ak birlikte yazmış.

Avrupa Birliği sürecinde tartışılanlar, yaşananlar, “Türk olma” tanımını hep gündemde tutuyor. Bu birleşme sonrasında yaşanacak çelişkiler ve doğal durum komedileri, kaçınılmaz manzaralar yaşatıyor. Peki Oryantalizmin ve batılı olma halinin; iki anlayışın, iki kültürün tam ortasında yaşayan bizler acaba nereliyiz? “Avrupalı”, bu sentezin ortaya çıkardığı, komik ama samimi kimlik arayışının filmi...

(.) Filmin Konusu
Bir Türk ailesi ile Yunan ailesi arasında yaşanan, yasa dışı ve duygusal ilişkiler üzerinden Türkiye’nin Avrupalılık macerasını konu alan bir filmde, Cem Davran’ın, bir Türk kızı ve Yunan kızı arasında kaldığı aşk girdabında karar vermekte zorlandığı, arkası kesilmeyen komik olayların birbirini kovaladığı hikayenin mizahi yönüne ek olarak, Türkiye’nin ve Türk halkının sorunları da anlatılıyor...


Devamını Oku >>

08 Ekim 2007 Pazartesi

Shoot 'Em Up (Hepsini Vur)

Shoot 'Em Up(.) Künye
Gösterim Tarihi: 12 Ekim 2007
Tür: Aksiyon, Macera, Komedi, Suç, Gerilim
Yapım Yılı: 2007 ABD
Süre: 86 dakika
Yönetmen: Michael Davis
Oyuncular: Clive Owen, Monica Bellucci, Paul Giamatti, Stephen McHattie
Senaryo: Michael Davis
Müzik: Paul Haslinger
Görüntü Yön.: Peter Pau
Web sitesi: shootemup

(.) Film Hakkında
Karanlık bir mizah anlayışına sahip “Hepsini Vur”, izleyicileri dur durak bilmeyen yüksek tempolu bir maceraya sürükleyecek, sıradışı ve yaratıcı bir aksiyon filmi. Başrollerini Clive Owen (Bay Smith), Monica Bellucci (DQ) ve Paul Giamatti’nin (Hertz) paylaştığı filmin diğer önemli rollerinde Stephen McHattie ve Greg Byrk var. Michael Davis’in yazıp yönettiği filmin kamera arkası ekibinde, iki Oscarlı görüntü yönetmeni Peter Pau ve Colin Chilvers ile besteci Paul Haslinger var.

“Hepsini Vur”un esin kaynağı, John Woo’nun “Hardboiled” isimli filmindeki, filmin kahramanının (Chow Yun Fat) bir hastanede bir elinde silah diğer elinde bebekle çatışmaya girdiği sahne olmuş. “Çok katı ve sert bir adamı dünyadaki en masum şeyle bir araya getirmek dramatik bir gerilim ve harika bir görüntü yaratıyor” diyen yazar-yönetmen Michael Davis, bu fikri genişleterek bir odadaki silahlı çatışmanın ortasında hikayenin kahramanının bir bebeği doğurtması fikrini şekillendirmiş: “Bir film için harika bir açılış olacağını düşündüm” diyor yönetmen.

Filmin orijinal senaryosunu da kaleme alan Davis, “Hepsini Vur, Amerikan yapımı bir John Woo aksiyon filmine benziyor ve dünyanın en sinirli adamı Bay Smith’in ölümcül bir durumda bir bebekle uğraşmak zorunda kalmasını konu alıyor,” diyor. Yönetmen sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bir silahlı çatışma malzemesiyle yapabileceğiniz tüm yaratıcı ve zekice şeylere yer veriyor.”

Kendisi de bir baba olan Clive Owen hikaye hakkında şunları söylüyor: “Bir durumun merkezine ne zaman bir bebek koysanız, her şeyin merkezi hâline geliyor. Bir aksiyon filminin ortasına öncelikle korunması gereken bir bebek koymak inanılmaz zekice bir fikir. Herkes yeni doğmuş bir bebeğin üzüldüğünü, korktuğunu, endişelendiğini ya da tehlikede olduğunu gördüğünde anında ve içgüdüsel bir tepki verir. Hele hele tüm film boyunca bebeğin çılgınca bir aksiyonun ortasında tehdit altında oluşu inanılmaz güçlü bir etki yaratıyor”.

Monica Bellucci, “Bay Smith, James Bond’un serseri bir hâli gibi ve ben de tuhaf bir James Bond kızını andırıyorum. Gerçekten hoş ve seksi bir film olacak” diyor. Michael Davis’in yorumu ise şöyle: “Filmin amacı harika bir eğlencelik sunmak. Ben büyük aksiyon dansları izlemeye bayılan sinemaseverleri mutlu etmeyi amaçlıyorum. Aslında filmin en hoş yanı Clive Owen’ın silah tuttuğunu görmek. Bir aksiyon kahramanı olarak ayakları yerden kesiyor. Çocukken James Bond olmak isterdim… şimdi ise Clive Owen olmak istiyorum!” “Hepsini Vur, izleyicinin beklediği tüm aksiyonu sunacak, ama umuyorum ki filmdeki tüm o kara mizah, ve biraz tuhaf ve ilginç karakterler bunu farklı türde bir aksiyon filmi hâline getirecek” diyor Paul Giamatti. Owen meslektaşının sözlerine şunları ekliyor: “Hepsini Vur’un daha önce kimsenin görmediği türde bir film olacağını garanti ederim. Aksiyonu seven insanları gerçekten memnun edecek”.

(.) Filmin Konusu
“Hepsini Vur”, dünyanın en sinirli ve sert mizaçlı adamıyken, kendisini dünyadaki en masum şeyi, yani yeni doğmuş bir bebeği korumakla yükümlü bulan Bay Smith’in hikayesi...

Ateşli bir çatışmanın ortasında bebeği doğurtan Bay Smith, kısa süre sonra, kimliği bilinmeyen bir gücün bu bebeğe ilişkin tüm izleri silmek üzere Hertz denen birinin liderliğindeki gizemli ve sonu gelmeyen bir tetikçiler ekibi gönderdiğini anlar.

Sayısız kurşun ve akla gelebilecek her türlü ateşli çatışma arasında Smith, DQ adında bir hayat kadınıyla güç birliği yapar ve birlikte oluşturdukları bu geçici ailenin tüm üyeleri kurşunlara hedef olmadan önce, bebeğin hayatının neden tehdit altında olduğu muammasını çözmeye çalışır.

Herkes bebeğin ölmesini istemektedir. Esas soru ise şudur: Neden?


Devamını Oku >>

03 Ekim 2007 Çarşamba

Rush Hour 3 (Bitirim İkili 3)

Rush Hour 3(.) Künye
Gösterim Tarihi: 05 Ekim 2007
Tür: Aksiyon, Komedi, MaceraYapım Yılı: 2007 ABD
Süre: 90 dakika
Yönetmen: Brett Ratner
Oyuncular: Jackie Chan, Chris Tucker, Max von Sydow
Senaryo: Jeff Nathanson
Müzik: Lalo Schifrin
Görüntü Yön.: James Muro
Web sitesi: rushhour3

(.) Film Hakkında
Jackie Chan ve Chris Tucker, serinin ilk iki filminin yönetmeni Brett Ratner’la yeni bir macera için tekrar birlikte. Paris’te geçen “Bitirim İkili 3”, Triad çetesi, güzel kadınlar, arıza bir taksi şoförü ve Triad’ın kirli işlerini ortaya çıkarmak isteyen veteran bir Fransız dedektif etrafında dönüyor. Senaryo Jeff Nathanson’a, karakterler ise Ross LaManna’ya ait.

Müfettiş Lee’yle gizemli bir bağlantısı olan Triadlı suikastçı Kenji’yi Hiroyuki Sanada, güzel olduğu kadar tehlikeli gece kulübü sahibi Jasmine’i Youki Kudoh, Dünya Suç Mahkemesi’nin Başkanı Reynard’ı ise usta aktör Max Von Sydow canlandırıyor. Hikayeye renk katan geçimsiz taksi şoförünü Fransız aktör ve yapımcı Yvann Attal beyaz perdeye yansıtırken, efsanevi yönetmen Roman Polanski de kendine göre yöntemleri olan Fransız dedektif Revi’yi oynuyor. Fransızların yeni nesil aktrislerinden Noémie Lenoir ise, Triad’ın karanlık işlerini gün ışığına çıkarabilecek Genevieve rolünü üstleniyor.

1998’deki serinin ilk filminde Jackie Chan ve Chris Tucker, belki de sinema tarihinin en neşeli “uyumsuz” ikililerinden birini oluşturdular. Bitirim İkili, X-Men: The Last Stand ve Red Dragon filmlerinin yönetmeni Brett Ratner, Chris Tucker için “O tam bir komedi dehası. Son derece yetenekli, insanlar onun her dediğine gülebilir. Ayrıca mimikleri de olağanüstü. Sözcüklerle anlatılamayacak şeyleri, o yüzüyle anlatma yeteneğine sahip” diyor. “Jackie ise başlı başına bir deha” diyerek devam ediyor Ratner. “Onunla çalışmak, sinema tarihine geçmek gibi bir duygu benim için. O, Buster Keaton, Charlie Chaplin ve Harold Lloyd’un tek bir vücutta toplanmış hali. Çalıştığım oyuncular arasında, en inanılmaz ve en iyi akrobatik yeteneklere sahip aktör kendisi. Chan ve Tucker’ın uyumu ise büyüleyici. Onlardan gözlerinizi alamıyorsunuz. Her sahneyi merakla izliyorsunuz. Tabii, bu benim yarattığım bir şey değil. Kimyaları çok iyi tuttu.”

(.) Filmin Konusu
Los Angeles’ın kilometrelerce uzağında, Paris’in kalbinde bir sır yatıyor. Sırrı öğrenen Büyükelçi Han ise bunu açığa çıkarmak üzere. Dünyaca ünlü organize terör örgütü Triad’ın bilgilerine ulaşan Han, örgütün zirvesi Shy Shen’in gerçek kimliğini Dünya Suç Mahkemesine’ne açıklamasına kısa bir süre kala bir suikast kurşunuyla susturuluyor.

Triad sırlarının ortaya çıkmasını engellemek için her şeyi yapabilir ve onları durdurmanın sadece bir yolu var...

Los Angeles Polis Departmanından Dedektif Carter ve Çinli meslektaşı Müfettiş Lee geri döndü…Ama bu sefer ikisinin de bilmedikleribir yerde, Paris’teler. Bitirim İkili 3’te görevleri, büyük çaplı bir suç örgütünü durdurmak ve eski dost Büyükelçi Han’ın kızı Soo Yung’u kurtarmak.

Şehri, konuşulan dili ve neyi nerede arayacaklarını bilmiyorlar. Fakat zaman geçtikçe Paris’in banliyölerinden Eiffel Kulesi’nin görkemli ışıltılarına uzanan mekânda Triad’la büyük bir mücadeleye girişecekler.

Bitirim İkili’nin en sıkı macerasına hazır olun.


Devamını Oku >>

18 Eylül 2007 Salı

Dondurmam Gaymak

Dondurmam Gaymak(.) Künye
Tür: Komedi
Yapım Yılı: 2006 Türkiye
Süre: 100 dakika
Yönetmen: Yüksel Aksu
Oyuncular: Turan Özdemir, Muğla Halkı
Senaryo: Yüksel Aksu
Müzik: BaBa ZuLa
Görüntü Yön.: Eyüp Boz
Web sitesi: dondurmamgaymak

(.) Film Hakkında
Kendisi de Muğlalı olan Yüksel Aksu’nun yazıp yönettiği ve başrolünde Turan Özdemir’in kamera karşısına geçtiği “Dondurmam Gaymak”, tüm Muğla halkını bir araya getirmiş. Muğla ve civar bölgelerden filmde rol almak üzere yapılan 2000’e yakın başvuru sonucunda oyuncular seçilmiş. Seçilen oyuncularla haftalarca sinema oyunculuğu, tekniği ve estetiği üzerine çalışmalar yapılmış. Oyun atölyesi şeklinde yapılan bu çalışmaların yönetimini Memet Ali Alabora yapmış. Sonuçta yaşlısı genci, kadını çocuğuyla Muğla halkı, başrolünden karakter oyuncusuna, figüranına kadar filmde başarılı bir performans sergilemiş.

Yönetmen Yüksel Aksu’nun filmle ilgili sözleri şöyle: “Dondurmam Gaymak, küreselleşen dünya ekonomisi karşısında çaresizce çırpınan küçük esnafın, bir dondurmacı özelinde traji-komik hikayesini anlatan bir film. Filmde, tragedya, komedya ve destanların beşiği olarak bilinen Ege Bölgesi’nde saklı kalmış oyunculuk geleneğinin perdeye aktarılması hedeflendi. Bazı sahnelerde Diyonisos’un üzüm toplayan satirlerini, Minos’un dövüşen boğalarını, anfitiyatroda Tragoslar’ın seslerini hissettirmeye çalıştık. Filmi yerel halkı oynatarak çekmek istediğimiz için yapımcılar tarafından reddedildik. Yapımcılar genel olarak filmin önemli rollerini profesyonel oyunculara oynatıp halkı da figürasyon olarak kullanmamızı önerdiler. Oysa ki biz, İtalyan yeni gerçekçilerinin yaptıkları gibi sıradan insanların oynadığı bir film yaparak, hem naif oyunculuk estetiğini yakalamak, hem de yerel şive ve gestusların tadını ortaya çıkarmak, sahici, saf bir film yapmak istiyorduk.

Yaşadığımız çağ, bir ‘uzman cahiller’ ordusu yaratmıştır. Herkes sadece uzmanlığını yapmaktadır. Sanat ve sanatçılık da yaşam ve toplumsallıktan yalıtılarak bir uzmanlık alanına hapsedilmiştir. Oysa ki her insan oyun oynayabilmeli, müzik yapabilmeli, tarımla uğraşabilmeli, arabasını tamir edebilmelidir. Sadece uzmanlaşma insanı kendi bireysel ve kültürel zenginliklerinden uzaklaştırmıştır. Bu yüzden profesyonel oyuncularla değil, sıradan vatandaşlarla çalıştık. Çekimlerden önce, sinema oyunculuğu üzerine haftalarca çalıştık. Bu kurslarda insanların kamera karşısında rahatlamaları, kendi iç dünyalarını keşfedip ortaya çıkarmalarına yönelik temrinler yapıldı; daha sonra rollerine çalıştırıldı. Rol alamayanlar dekor, kostüm, prodüksiyon, teknisyenlik vesaire departmanlarda çalıştı. Ortaya imece usulü bir film çıktı. Sonuçta yönetmeni, senaristi, yapımcısı, oyuncuları ve sponsorlarıyla bir bölge toplandı ve kendi filmini yaptı.

İstedik ki ‘Dondurmam Gaymak’; küçük esnafın, küçük kasabanın, ‘küçük’ insanların ‘büyük’ filmi olsun.”

(.) Konu
Muğlalı dondurmacı Ali Usta gün geçtikçe mesleğini tehdit eden büyük dondurma markalarına karşı var olma mücadelesi vermektedir. Bunun için bir yandan dondurmasının reklamını yapmaya çalışırken, bir yandan da yeni aldığı dondurma motoruyla köy köy dolaşır.

Kasabanın haylaz çocukları Ali Usta’nın sarı motoruna ve dondurmalarına göz dikmiştir. İlk fırsatta motoru çalarlar. Borç harç aldığı dondurma motorunu bulamayacınca öfkeden deliren Ali Usta, motorunu kendisini yok etmek isteyen büyük dondurma markalarından birinin çaldığını düşünerek tek tek bayilerden motorunun hesabını sormaya başlar.

(.) Yorum
Bana göre bir film, içinde yaşanan olayları, kahramanlarının duygu ve düşüncelerini seyircilerine ne kadar gerçeğe yakın bir şekilde aktarabiliyorsa o kadar başarılıdır.

Bu şekilde bir hazzı ancak ya gerçekten profesyonel oyuncuların (örn. Babam ve Oğlum) ya da tamamen amatör oyuncuların (örn. Dondurmam Gaymak ve Tanrı Kent) rol aldığı filmlerde alabildim.

Bunun dışında kalan filmlerde kurgu oyunculuğun önüne geçiyor. Ve bırakın filmle bütünleşmeyi veya hissetmeyi, sinema hilelerine kanan saf seyircilerden biri oluyoruz.

Oscar yolunda katettiği mesafe ise gerçekten ayakta alkışlanmaya değer. Acaba biraz daha destek olunsa daha iyi bir konuma gelinebilir miydi diye sormadan edemiyorum.

Filmi seyrederken, tamamen doğal davranan insanların, çok hoş bir şive ile ve yaşanan olaylar karşısında verilebilecek en doğal tepkilerini görmek kelimenin tam anlamıyla mükemmel bir seyir zevki oluşturuyor. Bir kaç gün Muğlalı gibi konuşmaktan kendimi alamadım :)

Yine sözü uzattım... Mutlaka ama mutlaka seyredin, bana hak vereceksiniz.

(.) Filmin Notu:
10/8.6


Devamını Oku >>

17 Eylül 2007 Pazartesi

Michou d'Auber (Yeni Ailem)

Michou d'Auber(.) Künye
Gösterim Tarihi: 28 Eylül 2007
Tür: Komedi
Yapım Yılı: 2007 Fransa
Süre: 124 dakika
Yönetmen: Thomas Gilou
Oyuncular: Gérard Depardieu, Nathalie Baye, Samy Seghir, Mathieu Amalric
Senaryo: Jean Cosmos, Thomas Gilou
Müzik: Alexandre Desplat
Görüntü Yön.: Robert Alazraki
Web sitesi: michoudauber

(.) Film Hakkında
Thomas Gilou’nun yönettiği komedi türündeki “Yeni Ailem”in başrollerini Gérard Depardieu (Georges), Nathalie Baye (Gisèle), Mathieu Amalric (Jacques) ve Samy Seghir (Mesut / Michou) paylaşıyor. Filmin senaryosunu Jean Cosmos ve Thomas Gilou birlikte yazmış. Müziklerse Alexandre Desplat imzası taşıyor.

(.) Konu ve Yorum
Kabil’li Mesut, 9 yaşındayken Fransa’da bir köyde yaşayan çocuksuz Georges ve Gisèle Duvailly çiftinin yanına yerleştirilir. Bu olay, çiftin mutsuz bir dönemine rastgelir. Bu sırada Fransa ile Cezayir arasında her gün gerçekleşen çatışmalar da hayatlarının parçası haline gelmiştir. Bu karmaşık politik durumu dikkate alan Gisèle, Mesut’u köydeki insanların geri kafalılığıyla kocasının hışmından korumak için, onun ismini Michou’ya, dinini de Müslümanlıktan Katolikliğe değiştirir. Mesut’un kahverengi saçları sarıya boyanır.

Georges ve “Michou” arasında yavaş yavaş bir yakınlık doğmaya başlar. Çocuk sırrına rağmen kendisine yeni bir aile, yeni bir okul ve normal bir hayat edinir. Fakat gerçekler eninde sonunda patlak verecektir. Cezayir’deki durum kızıştıkça köydekilerden bazıları ırkçılaşır, bu da Georges’u onlarla karşı karşıya getirir. Aynı zamanda Gisèle’e karşı duygularıyla da yüzleşmek zorunda kalacaktır...


Devamını Oku >>

L’Enquête corse -Corsican File- (Korsikalı)

L’Enquête corse(.) Künye
Gösterim Tarihi: 28 Eylül 2007
Tür: Komedi
Yapım Yılı: 2004 Fransa
Süre: 92 dakika
Yönetmen: Alain Berberian
Oyuncular: Jean Reno, Caterina Murino, Didier Flamand, Christian Clavier
Senaryo: Christian Clavier, Michel Delgado
Müzik: Alexandre Desplat
Görüntü Yön.: Pascal Gennesseaux
Web sitesi: -

(.) Film Hakkında
Alain Berbérian’ın yönettiği komedi türündeki “Korsikalı”nın senaryosunu Christian Clavier ve Michel Delgado birlikte kaleme almış. Başrollerde Jean Reno, Christian Clavier, Caterina Murino, Didier Flamand, Pierre Salasca ve Alain Maratrat kamera karşısına geçmiş. Müziklerse Alexandre Desplat imzası taşıyor.

(.) Konu ve Yorum
Parisli bir Fransız ile Korsikalı bir Fransız ne kadar farklı olabilir? Emin olun tahmin ettiğinizden çok daha fazla! Hele de mafya peşinde koşarken mafyaya bulaşan bir Parisli... Tuzaklar, adam kaçırmalar, saman altından su yürütmeler, takipler, şaşırtıcı karşılaşmalar ve patlamalar...

Dedektif Jack Palmer için, Ange Leoni'yi bulup ona miras kalan emlak hakkındaki belgeleri teslim etmek her zamanki gibi bir iştir. Ama Leoni'nin Korika'da polis tarafından tutuklanmış bir özgürlük hareketi üyesi olduğunu öğrenince işin rengi değişir.

Görevini yaparken herhangi bir zorlukla karşılaşmayacağına ikna olduğundan işi kabul eden Palmer, bu cennet adaya geldiğinde hiç beklemediği bir şeyle karşılaşır. İşler burada onun alıştığı gibi yürümemektedir. Yine de görevini yapmak konusunda azimli ve sorumluluk sahibi olan Palmer'ın önünde uzanan yol uzun ve zahmetlidir...


Devamını Oku >>

15 Eylül 2007 Cumartesi

Knocked Up (Kaza Kurşunu)

Knocked Up(.) Künye
Gösterim Tarihi: 21 Eylül 2007
Tür: Komedi, Dram, Romantik
Yapım Yılı: 2006 ABD
Süre: 129 dakika
Yönetmen: Judd Apatow
Oyuncular: Seth Rogen, Katherine Heigl, Paul Rudd, Leslie Mann
Senaryo: Judd Apatow
Müzik: Joe Henry
Görüntü Yön.: Eric Alan Edwards
Web sitesi: knockedup

(.) Film Hakkında
“40 Yıllık Bekar”ın yönetmeni Judd Apatow’un yazıp yönettiği, beklenmedik sonuçlar doğuran tek gecelik ilişkiler üzerine bir komedi filmi olan “Kaza Kurşunu”nun başrollerinde Seth Rogen (Ben Stone), Katherine Heigl (Allison Scott), Paul Rudd (Pete), Leslie Mann (Debbie), Jay Baruchel, Jonah Hill, Jason Segel ve Martin Starr kamera karşısına geçmiş.

(.) Konu ve Yorum
Allison Scott hayatını dolu dolu yaşayan 24 yaşında bir magazin gazetecisidir. Aşırı alkollü olduğu bir gece, Ben Stone adlı sorumsuz ruhlu bir gençle yaşadığı bir gecelik ilişkiden hamile kalınca hayatı raydan çıkar. Bebeğini tek başına büyütmek ve babasını daha iyi tanımak arasında kalan Allison, aptalca gibi gözükse de genç adama bir şans vermeye karar verir.

Hayatını belli bir düzene oturtma arzusu taşımayan çocuk ruhlu Ben, çocuğunun annesiyle beraber olmak istiyorsa büyük bir karar almak zorunda olduğunu fark eder. Ya yoluna aynen devam edecek, ya da aile resminin içinde yer alacaktır. Bir gecelik ilişkiden sonra “Sen yoluna ben yoluma” diyerek terk ettiği biriyle evlilik yoluna girmek de zor iştir. Birbirlerini daha yakından tanıdıkça, hiç de ruh ikizi olmadıkları, hatta ayrı dünyaların insanları oldukları gerçeği acı verici şekilde ortaya çıkar.

Çevrelerinde örnek alabilecekleri tek çift, Allison’un dominant ruhlu kız kardeşi Debbie ile kılıbık eniştesi Pete’dir. Bu durum, herşeyi daha da karmaşıklaştırır. Bebeği beraber büyütmeyi başarabilecekler midir? Ömür boyu mutlu hayat ortaklığının sırrı nedir? İki kadeh içki eşliğinde tek gecelik ilişki yaşanıp bitmiştir, ama kafa karıştırıcı bir sürü karmaşık sorunun yanıtlarını bulmak dokuz aylık süreyi alacaktır...


Devamını Oku >>

14 Eylül 2007 Cuma

Cumhurbaşkanı Öteki Türkiye'de

Cumhurbaşkanı Öteki Türkiye'de(.) Künye
Gösterim Tarihi: 21 Eylül 2007
Tür: Komedi
Yapım Yılı: 2004 Türkiye
Süre: - dakika
Yönetmen: Zeki Alasya
Oyuncular: Zeki Alasya, Derya Baykal, Şahap Sayılgan, Yeliz Yeşilmen
Senaryo: Faruk Karaçay
Müzik: -
Görüntü Yön.: Kamil Çetin
Web sitesi: -

(.) Film Hakkında
Bugüne kadar el değmemiş bir öykü beyazperdede: ‘Çankaya köşkü’ ve köşkün sahibi. Firari bir Cumhurbaşkanının birkaç günlük öyküsünü anlatan “Cumhurbaşkanı Öteki Türkiye’de”de, bugüne dek çok sayıda yerli, yabancı, bürokrat ve politikacıyı ağırlayan Başbakanlık binası ilk kez bir film setine ev sahipliği yaptı.

Zeki Alasya’nın yönettiği filmin hazırlık aşaması 3 yıl sürmüş. Başrollerinde Zeki Alasya, Derya Baykal, Şahap Sayılgan, Yeliz Yeşilmen, Ayla Algan, Sezai Altekin, Bahadır Tokmak ve Ali Uyandıran’ın kamera karşısına geçtiği filmin konuk oyuncuları arasında Deniz Arman, Aykut Oray, Aziz Üstel, Cenk-Erdem gibi isimler dikkat çekiyor. Filmin sürpriz konuk ismi ise dokuzuncu Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel.

(.) Konu ve Yorum
Siyasetin yüksek temposundan yorulan Cumhurbaşkanı, sadece kısa bir süreliğine de olsa soluk almak amacıyla gizlice firar eder ve halkın arasına karışır. First lady ve Cumhurbaşkanı’ndan oluşan bu ‘VIP’ (!) firar ekibine Ankara sınırlarından çıkmak üzereyken beklenmedik bir başka firari daha katılır; hayat kadını Buse.

Ankara sınırlarında başlayan tuhaflıklar serisi, Cumhurbaşkanı ve eşinin zorunlu olarak konaklayacakları küçük balıkçı köyünde bambaşka bir hal alır. Cumhurbaşkanı artık Öteki Türkiye’de konuktur...


Devamını Oku >>

11 Eylül 2007 Salı

License to Wed (Çık Aramızdan)

License to Wed(.) Künye
Gösterim Tarihi: 14 Eylül 2007
Tür: Komedi, Romantik
Yapım Yılı: 2007 ABD
Süre: 90 dakika
Yönetmen: Ken Kwapis
Oyuncular: Robin Williams, Mandy Moore, John Krasinski, Eric Christian Olsen
Senaryo: Kim Barker
Müzik: Christophe Beck
Görüntü Yön.: John Bailey
Web sitesi: licensetowed

(.) Film Hakkında
“Çık Aramızdan”da Ben Murphy ve Sadie Jones genç, birbirlerine delice aşık, hayatlarını sonsuza dek birlikte geçirmeyi yürekten isteyen bir çifttir. Ama bir çok genç çift gibi, nasıl bir işe kalkıştıklarının hiç farkında değildirler. Neyse ki Peder Frank, muazzam başarılı evliliğe hazırlık kursuyla onlara yardıma hazırdır.

Ken Kwapis’in yönettiği komedi filmi “License to Wed”in başrollerini Robin Williams (Peder Frank), Mandy Moore (Sadie Jones) ve John Krasinski (Ben Murphy) paylaşıyor. Filmin diğer önemli oyuncuları Christine Taylor, Eric Christian Olsen ve Josh Flitter. Kim Barker ve Wayne Lloyd’un yazdığı hikayeyi Kim Barker ve Tim Rasmussen & Vince Di Meglio senaryolaştırmış.

Yönetmen Kwapis, filme kaynaklık eden ana fikir hakkında, “Ehliyet sahibi olabilmek için saatlerce ders almanız, yeterlilik belgesi çıkartmanız, direksiyon dersi almanız ve daha pek çok şey gerekiyor. Ama evlilik ehliyeti almak için tek yapmanız gereken nikah dairesine gitmek ve para ödemek. Bu sayede damatla gelin ‘hakikaten’ önemli olan şeylere, örneğin doğru düğün yerini, en iyi fotoğrafçıyı, en popüler DJ’i vs. bulmaya odaklanabilirler” diyor gülümseyerek ve ekliyor: “Uğrunda ölünebilecek bir düğün pastanız olduktan sonra, bir yıl geçmeden boşanma duruşmasına çıkmanız kimin umurunda?”

“Çık Aramızdan”danın hikayesine ilham veren kişi, ortak yazar Kim Barker’ın evlenmek üzere olan ve bir evliliğe hazırlık kursuna devam ettiğini söyleyen bir arkadaşı olmuş. Barker bu konuda, “Arkadaşım ve nişanlısının evlenmek istedikleri belli bir kilise vardı; ama kilisenin pederi onları evlendirmeden önce evliliğe hazırlık kursundan geçmelerini istedi. Arkadaşlarım onun biraz tuhaf biri gibi göründüğünü; çünkü ilk görüşmelerinde biraz küfürlü konuştuğunu söylediler. Bu beni güldürdü” diyor.

Bunun üzerine, yaratıcı içgüdülerinin peşinden giden Barker, Wayne Lloyd’la birlikte, işini fazlaca ciddiye alan bir papazın etrafında dönen kurgusal bir hikaye yazmış. “Tuhaf insanlar her zaman ilgimi çekmiştir, özellikle de işleri kendi usullerince halletmekten korkmayan kişiler. Bence çoğu insan öyle veya böyle saplantılı tavırlar sergiliyorlar; Peder Frank de böyle biri. Onun saplantısı mutlu ve ömür boyu süren birlikteler yaratmak... ya da en azından boşanmaları önlemek” diyor Barker.

Kwapis, senaryoyu okuduğunda, filmin bir çok temasını kendine çok yakın bulmuş: “Bugünlerde evliliklerin yarısının yürümesi bile beni şaşırtıyor. Çoğu insan evliliği kumsalda bir gün gibi görüyor. Peder Frank, bize evliliği yürütmek için gereken tüm o kan, ter ve gözyaşını gösteriyor. Filmimiz genç ve nişanlı çiftler için bir uyarı niteliğinde: Yüzmeyi bilmiyorsunuz suya atlamayın!”

(.) Filmin Konusu
Yeni nişanlanlı Ben Murphy ve Sadie Jones, birlikte sonsuza dek mutlu yaşamak için sabırsızdır. Ancak şöyle bir sorun vardır: Sadie’nin aile kilisesi St. Augustine’i idare eden Peder Frank, patenti kendisine ait olan “sağlam” evliliğe hazırlık kursunu bitirmedikleri takdirde, birlikteliklerini kutsamayacaktır.

Peder Frank’in insafsız dersler, tuhaf ev ödevleri ve bazı mahremiyet ihlallerinden oluşan katı ders programı Ben ile Sadie’nin ilişkisini sınava tâbi tutar. Sonsuza dek mutlu yaşamak bir yana, acaba ilişkileri mihraba gidebilecek kadar güçlü müdür?


Devamını Oku >>

08 Eylül 2007 Cumartesi

The Hunting Party (Av Partisi)

The Hunting Party(.) Künye
Gösterim Tarihi: 14 Eylül 2007
Tür: Aksiyon, Macera, Komedi, Dram, Gerilim
Yapım Yılı: 2007 ABD, Bosna-Hersek
Süre: ??? dakika
Yönetmen: Richard Shepard
Oyuncular: Richard Gere, Terrence Howard, Diane Kruger, Joy Bryant
Senaryo: Richard Shepard
Müzik: Rolfe Kent
Görüntü Yön.: David Tattersall
Web sitesi: thehuntingparty

(.) Film Hakkında
Scott Anderson’un Esquire dergisinde yayımlanan “Yaz Tatilimde Ne Yaptım?” adlı yazısından uyarlanan “Av Partisi”nin yönetmenliğini Richard Shepard üstlenmiş. Sözkonusu makalede, Bosna’daki etnik temizliğin mimarı kabul edilen Radovan Karadzic’i ele geçirmek için girişimlerde bulunan Sebastian Junger ve John Falk adlı iki gazetecinin öyküsü anlatılıyordu. Senaryosunu da Shepard’ın yazdığı, Bosna’da geçen, kara mizah – gerilim türündeki filmin başrollerini Richard Gere (Simon Hunt), Terrence Howard (Duck), Jesse Eisenberg (Benjamin), Diane Kruger ve Joy Bryant paylaşıyor.

Yönetmen Shepard, “Av Partisi”ni şu sözlerle özetliyor: “İnsanlar üzerine film senaryoları yazarım. ‘The Hunting Party’, kefaret ve kurtuluş gibi kavramlar üzerine bir film. Richard Gere, filmde kariyeri savaş sırasında darmadağın olduğu için o günden beri duygusal ve profesyonel boyutta acılar çeken bir karakteri canlandırıyor. Savaş suçlusunun saklandığı ülkeye bir yolculuğa çıkıyor. Bu yolculuk, aynı zamanda onun için kefareti ödeme / kurtuluş yolculuğudur. Terrence’in oynadığı karakter ise tam ters yönde hareket ediyor. Onun öyküsü, aslında kendi kimliğini yeniden bulmak. Jesse’nin oynadığı karaktere gelince, o herşeyi çok iyi bildiğini zanneden, ama aslında hiçbir şey bilmeyen genç bir gazetecidir. Filmin akışı içinde olgunlaşarak gerçek bir insan olur. Filmin arka planında savaş sonrası Bosna olsa da, film bu üç insan üzerine. Onların çıktığı yolculuk ve yaşadıkları deneyimler anlatılıyor.”

(.) Konu ve Yorum
Savaş muhabiri Simon Hunt ve kameraman Duck, Bosna’dan Irak’a, Somali’den El Salvador’a kadar dünyanın en tehlikeli savaş bölgelerinde görev almışlardır. Mermilerden sakınmaya çabalarken en doğru haberlere imza atmış, çok sayıda gazetecilik ödülü kazanmışlardır. Bir Bosna köyünde görev yaptıkları o müthiş günde herşey bir anda değişir. Ulusal televizyondaki bir canlı yayın sırasında Simon’ın çöküşü başlar. Simon’ın kariyeri sona ererken Duck’ın yükselişi devam eder ve ikilinin yolları ayrılır.

Beş yıl sonra savaşın bitiminin beşinci yıldönümü kutlamalarına katılmak üzere Duck yeniden Saraybosna’ya döner. Yanında çaylak gazeteci Benjamin de vardır. Simon adeta geçmişten gelen bir hayalet gibi çok özel bir fikirle boy gösterir. Asıl amacı hayatının en büyük haberini yakalamak, bölgenin en çok aranan “Tilki” lakaplı bir numaralı savaş suçlusunun yerini bulup haber yapmaktır.

Yüzeysel bilgilerle donanmış olan Simon, Duck ve Benjamin, kimseden izin ve yetki almadan kendilerini derin düşmanlık dolu bölgelere götürecek karanlık ve tehlikeli bir misyona odaklanırlar. Ancak yanlışlıkla CIA timi zannedilmeleri ve hedeflerinin onları takibe alması üzerine kendilerini çok ciddi tehlike altında bulurlar. Av ve avcı değişmiştir artık. Karşılarında hayatlarının en büyük hedefi vardır ama acaba haberi yapacak kadar yaşayabilecekler midir?


Devamını Oku >>

07 Eylül 2007 Cuma

No Reservations (Aşk Tarifi)

No Reservations(.) Künye
Gösterim Tarihi: 07 Eylül 2007
Tür: Komedi, Romantik, Dram
Yapım Yılı: 2007 ABD, Avustralya
Süre: 103 dakika
Yönetmen: Scott Hicks
Oyuncular: Catherine Zeta-Jones, Aaron Eckhart, Abigail Breslin, Patricia Clarkson
Senaryo: Carol Fuchs
Müzik: Philip Glass
Görüntü Yön.: Stuart Dryburgh
Web sitesi: noreservations

(.) Film Hakkında
“Shine”la Oscar’a aday olan Scott Hicks’in yönettiği romantik komedi filmi “Aşk Tarifi”nin başrollerinde Oscar ödüllü Catherine Zeta-Jones (Kate), Altın Küre adayı Aaron Eckhart (Nick), SAG ödüllü Oscar adayı Abigail Breslin (Zoe) ve Oscar adayı Patricia Clarkson (Paula) var. Senaryosunu Carol Fuchs’un yazdığı filmin görüntü yönetimini Stuart Dryburgh gerçekleştirmiş. Müziklerse Philip Glass imzası taşıyor.

Yiyecek ve yiyecekle ilgili her şey, hazırlığı ve sunumu, aroması, dokusu, görünüşü ve lezzeti yadsınamaz bir romantizm ve hayatı güzelleştiren unsurlar taşır. Yönetmen Hicks, bunları hikayede birbirine harmanlıyor. Bu niyet, daha senaryo aşamasında ortaya çıkmış. Senarist Carol Fuchs bu konuda, “Yiyecek öğesi hem gerçek hem de mecazi anlama sahip. Sadece ne yediğimiz değil, kendimizi duygusal olarak nasıl beslediğimiz de önemli” diyor.

“Yemeğin filmde kendine özgü bir gücü ve simgesel anlamı var” diyen yönetmense sözlerini şöyle sürdürüyor: “Tüm iletişim ve çekim yemekle başlıyor. Kate ile Nick arasındaki bağ mutfak sevgileriyle ortaya çıkıyor ve Zoe’yi kabuğundan çıkarmakta da rol oynuyor. Zoe’nin durumunda, çektiği üzüntü iştahını bastırmış olduğu için, nihayet Nick’in ikram ettiği spagettiyi alması ona güvendiğinin ve ısınmaya başladığının göstergesi oluyor. Kate ile Nick’in birlikte yemek yemesi ise daha erotik bir alt anlam içeriyor”.

(.) Filmin Konusu
Manhattan’daki 22 Bleecker Restaurant’ın baş aşçısı Kate Armstrong, çılgın tempolu her öğünde nefes kesen bir ustalıkla yüzlerce yemeği koordine eder, leziz soslar hazırlar, her yemeği mutlak bir mükemmellikle pişirip süsler. Perde arkasında daha rahat olan Kate, mutfağının güvenli ortamından sadece spesiyalitesi olan bir yemekle ilgili iltifatları kabul etmek ya da nadiren, onun uzmanlığını sorgulamaya cüret eden bir müşteriyle kapışmak için çıkar. İşten sonra ise, çoğu akşam gece yarısı bile olmadan yatar ve şafakla birlikte kalkarak o günün taze yemeklerinde kullanılacak balıklar için rakiplerini alt etmek üzere balık pazarına gider.

Kate’in mükemmeliyetçi mizacı, ekibine katılan neşeli ve vurdumduymaz yeni aşçı yardımcısı Nick Palmer tarafından sınanacaktır. Mutfakların yükselen yıldızlarından olan Nick, çalışırken opera dinlemeyi ve etrafındakileri güldürmeyi tercih eder. Gerek hayata gerek mutfağa gelişigüzel yaklaşımı Kate’inkinden çok farklıdır; ancak yine de aralarındaki elektrik yadsınamaz ölçüdedir... tabi granit tezgahtan aşağı sallanan çatalların çıkardığı sesleri andıran uyuşmazlıkları da öyle.

Kısa süre önce beklenmedik şekilde hayatına girip onunla yaşamaya başlayan 9 yaşındaki yeğeni Zoe’yle başa çıkmak zorunda oluşu, evdeki dengesini de alt üst etmiş olmasa, işteki bu çalkantıyla başa çıkmak Kate için daha kolay olabilir. Parlak ve algıları güçlü bir kız olan, balık kroketi kaz ciğerine tercih eden Zoe, Kate’in günlük yaşantısını sekteye uğratmaktadır.

Haftalar geçtikçe, Kate kendisini neyin daha çok kızdırdığını bilemez hâle gelir: Nick’in yeteneğinin 22 Bleecker’ın sahibi Paula ve cinsiyet ayrımı güden müşterilerin beğenisini toplaması mı, yoksa Nick’in etkileyici cazibesinin utangaç Zoe’nin kalbini kazanması ve küçük kızın, teyzesi yerine Nick’e açılması mı?

Nick rekabet ile romantizm arasındaki sınırı zorlayınca Kate, yıllardan sonra ilk kez böylesine kendine yeten bir insan olmasını ve güvende hissetmesini sağlayan bazı seçim ve inançlarını sorgularken bulur kendini. Zoe ile gerçek bir bağ kurmak, Nick’le mutluluğu bulmak ve hayata duyduğu iştahı geri kazanmak istiyorsa, cüretkâr ve yeni bir şey deneyip kendini mutfağın dışında da ifade etmeyi öğrenmesi gerekecektir. Bu ise, tarif olmadan yemek yapmak gibidir. Ama Kate’in de keşfettiği gibi, bazen en iyi tarifler, kişinin kendi yarattıklarıdır...


Devamını Oku >>

06 Eylül 2007 Perşembe

Bratz: The Movie (Bratz)

Bratz: The Movie(.) Künye
Gösterim Tarihi: 07 Eylül 2007
Tür: Komedi, Aile
Yapım Yılı: 2007 ABD
Süre: 110 dakika
Yönetmen: Sean McNamara
Oyuncular: Nathalia Ramos, Janel Parrish, Logan Browning, Skyler Shaye
Senaryo: Janna King Kalichman, Jen Klein
Müzik: Richard McHugh, Deddy Tzur
Web sitesi: bratz

(.) Film Hakkında
Tüm dünyada ses getiren Bratz bebeklerini ilk defa beyazperdeye taşıyan “Bratz”i Sean McNamara yönetmiş. Filmin yapımcısı “Spider Man”, “X-Men”, “Hulk” ve “Ghostrider” gibi gişe şampiyonu filmlerin arkasındaki isim Avi Arad. Türkiye’de ise Bratz kızlarını ve erkek arkadaşlarını çocuk ve gençlerin ilgiyle takip ettiği oyuncu ve şarkıcılardan oluşan isimler seslendiriyor. Filmdeki 4 kız karakteri Özlem Tekin, Özgü Namal, Pamela Spence ve Ceyda Düvenci seslendirirken; 2 erkek karakteri de televizyonların sevimli yüzü Yağmur Atacan ve yeni kasetiyle çıkış yapan müzisyen/oyuncu Emre Altuğ seslendiriyor.

(.) Filmin Konusu
Yasmin, Jade, Sasha ve Cloe, kendilerini bildi bileli, SDEYA’dırlar (Sonsuza Dek En Yakın Arkadaşlar). Tanıştıkları andan itibaren ayrılmaz bir dörtlü olan kızlar, her zaman birbirlerinin kişiliklerini, yeteneklerini ve moda tarzlarını desteklemişlerdir.

Fakat şimdi liseye başlayan dört genç kız, yepyeni bir dünyayla karşı karşıyadır. Burası bir cangıldır ve dört genç kız, ergen olarak yaşamanın, son sınıf öğrencisi ve müdürün kızı olan Meredith Baxter Dimly tarafından katı bir şekilde dayatılan, sosyal bağlantılar sistemiyle uğraşmak anlamına geldiğini ilk kez burada keşfederler.

Futbol takımı kaptanı Cloe, Ponpon Kızlar üyesi Sasha, müzik tutkunu utangaç Yasmin ve Bilim Klübü üyesi zeki Jade, Meredith ve arkadaşlarının popüleritesi için büyük tehlike oluşturmaktadır. Sosyal bir gruba ait olmanın çok önemli olduğu ve gruplaşmanın yaşandığı kampüste kendilerini dışlanmış hisseden kızlar, kenetlenerek "Bratz" grubu olarak ayaklanır ve çevre baskısına karşı savaşmaya girişirler.

Gerçek gücün arkadaşlarının hakkını savunmak, özüne sadık kalmak ve hayallerinin ve tutkularının peşinden gitmekten kaynaklandığını öğrenen Bratz kızları, farklılıklarını ortaya koyacak ve Meredith’in tüm uğraşlarına rağmen birbirlerinden kopmayarak asıl önemli olanın “birey” olmak ve gerçek arkadaşlıklar kurmak olduğunu herkese ispat edeceklerdir...


Devamını Oku >>

Free Zone (Serbest Bölge)

Free Zone(.) Künye
Gösterim Tarihi: 07 Eylül 2007
Tür: Komedi, Dram
Yapım Yılı: 2005 İngiltere, İsrail, Belçika, Fransa
Süre: 90 dakika
Yönetmen: Amos Gitai
Oyuncular: Natalie Portman, Hana Laszlo, Hiam Abbass, Carmen Maura
Senaryo: Amos Gitai
Müzik: as Hava Alberstein, Jaroslav Jakubovic
Görüntü Yön.: Laurent Brunet, Renato Berta
Web sitesi: freezone

(.) Film Hakkında
Senaryosunu Amos Gitai ve Marie-Jose Sanselme’nin birlikte yazdığı “Serbest Bölge”nin başrollerini Natalie Portman (Rebecca), Hanna Laslo (Hanna), Hiam Abbass (Leyla) ve Carmen Maura (Mrs. Breitberg) paylaşıyor. Filmin müziğini Hava Alberstein ve Jaroslav Jakubovic birlikte hazırlamış. Hanna Laslo, filmdeki performansıyla 2005 Cannes Film Festivali’nde “en iyi kadın oyuncu” ödülünü kazanmıştı.

(.) Filmin Konusu
Amos Gitai’ın Ortadoğu’daki çıkmaza ticaret ve kadınlar aracılığıyla getirdiği pragmatik çözüm önerisi Kudüs’te, Ağlama Duvarı’nın önünde başlıyor ve Ürdün’ün doğusunda, vergilerin ve gümrüğün var olmadığı, son derece huzurlu bir ekonomik cennete, “Serbest Bölge”ye doğru yol alıyor…

Birkaç aydır Kudüs’te yaşamakta olan Amerikalı Rebecca nişanlısından henüz ayrılmıştır. İsrailli kadın şoför Hanna’nın kullandığı bir taksiye biner; Hanna Ürdün’deki “Serbest Bölge”ye gitmektedir ve kocasının ortağı olan “Amerikalı” ile buluşup ondan yüklü miktarda para alacaktır. Rebecca kendisini de götürmesi için Hanna’yı ikna eder.

“Serbest Bölge”ye ulaştıklarında Filistinli Leyla onlara Amerikalının orada olmadığını ve paranın da ortadan kaybolduğunu söyler...


Devamını Oku >>

I now pronounce you Chuck and Lary (Damadı Öpebilirsin)

I now pronounce you Chuck and Lary(.) Künye
Gösterim Tarihi: 07 Eylül 2007
Tür: Komedi
Yapım Yılı: 2007 ABD
Süre: 110 dakika
Yönetmen: Dennis Dugan
Oyuncular: Adam Sandler (Charles 'Chuck' Levine), Kevin James (Lawrence 'Larry' Valentine), Jessica Biel (Alex McDonough), Dan Aykroyd (Captain Phineas J. Tucker), Ving Rhames (Fred G. Duncan), Steve Buscemi (Clinton Fitzer), Nicholas Turturro (Renaldo Pinera)
Senaryo: Barry Fanaro, Alexander Payne
Müzik: Rupert Gregson Williams
Görüntü Yön.: Dean Semler
Web sitesi: chuckandlarry

(.) Konu
Chuck Levine ve Larry Valentine her zaman omuz omuza çalışan, son derece iyi niyetli iki itfaiyecidir. İkisi de itfaiye örgütünün gözbebeğidir ve birbirleri için yapmayacakları özveri yoktur. Dul olan Larry’nin tek isteği ailesine kol kanat germektir. Chuck ise “bekarlık sultanlıktır” düşüncesindedir ve bağımsız hayatın tadını çıkarıp gününü gün etmekten yanadır.

Larry, büyük bir yangında Chuck’ın hayatını kurtardığı için, Chuck kendisini ona karşı borçlu hissetmektedir. Hukuki bir engele takılıp kendi hayat sigortasına öz çocuklarını mirasçı yapamayan Larry, arkadaşının minnet duygusundan yararlanmaya karar verir. Chuck’ın yapacağı tek şey, resmi evraklarda Larry’nin domestik partneri (ABD’de birlikte yaşayan gay ve lezbiyenlerin yasal haklardan yararlanmak için yaptığı sözleşme) olduğunu öne sürmektir. Bu çok kolaydır. Nasılsa gerçeği ikisi dışında hiç kimse bilmeyecektir.

Ama ince eleyip sık dokuyan müşkülpesent bir bürokratın durumdan kuşkulanması üzerine iki arkadaşın yaptığı sözleşme kent çapında sorun haline gelir. Konu artık gizli olmaktan çıkarak gazete manşetlerine taşınmıştır. Yeni bir evli çift gibi davranmak zorunda kalan Chuck ile Larry, iki yetişkin erkeğin tek çatı altında yaşamasının getirdiği binbir çeşit zorluklarla mücadele vermek zorundadır.

Bürokrasiyi çift olduklarına inandırmak için çıktıkları zorunlu balayından kazasız belasız sağ çıkmayı başaran iyi niyetli “sahte çiftimiz”, bir dostluğu gerçek bir aile yapan en önemli değerin ihtiyaç duyduğu zamanda iki tarafın her türlü yardım ve dayanışmayı birbirinin emrine sunması olduğunu keşfederler...


Devamını Oku >>