MY-Sinema
Yorumlarım etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
Yorumlarım etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

24 Eylül 2007 Pazartesi

Reservoir Dogs (Rezervuar Köpekleri)

(.) Künye
Tür: Suç, Dram, Gerilim
Yapım Yılı: 1992 ABD
Süre: 99 dakika
Yönetmen: Quentin Tarantino
Oyuncular: Harvey Keitel, Tim Roth, Steve Buscemi, Chris Penn, Michael Madsen
Senaryo: Quentin Tarantino, Roger Avary
Görüntü Yön.: Andrzej Sekula
Web sitesi: reservoirdogs

(.) Film Hakkında
Amerikalı yönetmen Quentin Tarantino'nun, ilk filmi olan 1992 yapımı Reservoir Dogs gösterildiği yıllara göre değerlendirildiğinde hiç kuşkusuz sinemada yeni bir tarzın öncüsü olmuştur. Tarantino'nun senaryosunuda yazdığı film, bol kanlı şiddet sahneleri, neredeyse hiç bir şey ifade etmeyen diyalogları ve karmaşık anlatım tarzı ile yönetmenin bundan sonra çekeceği filmlerinde yol haritası olmuştur. Ünlü aktör Harvey Keitel, bu filmde hem oyuncu hem de yapımcı olarak yer alır. Rezervuar Köpekleri ABD'de 2.832.029$ hasılata ulaşmıştır.

(.) Filmin Konusu ve Yorum
Joe Cabot, büyük bir elmas mağazasını soymak için, oğlunun da dahil olduğu bir ekip hazırlar. Renkleri kod isim olarak kullanan ekibin adı, Rezervuar Köpekleri'dir. Soygunun planları yapılır. En ince detayları bile gözden geçirilmiştir. Ama soygun planlandığı gibi işlemez. Mağazaya gelindiğinde tuzağa düşerler. Ekibin içinde polis olduğunun farkına varırlar. Kim, kime silahını çekeceğini, kimden şüpheleneceğini bilemez durumdadır. Sığınılan depo içerisinde bir hesaplaşma başlamıştır...

Bir musibet bin nasihatten iyidir sözünü tam anlamıyla karşılarcasına, eğer psikopat sözcüğünü sözlükten öğrenemediyseniz mutlaka bu filmi seyretmelisiniz. Michael Madsen, öyle bir psikopat rolü oynuyorki, gerçek hayatta böyle biriyle karşılaşma olasılığı bile insanın kanını donduruyor. Kill Bill'de boynuna taktığı jiletli kolyeyi düşününce acaba filmlerin dışında da böyle bir özelliği var mı diye merak ediyorum.

Kötülerin iyisi rolündeki Harvey Keitel ve son zamanlarda adını oyuculuktan çok yönetmenliğiyle andıran Steve Buscemi'de gerçekten çok iyi bir performans sergilemişler.

Hollywood için yeni bir tarz olan ve Tarantino'nun vazgeçilmezi geyik muhabbetleri ise aslında bize çok uzak değil. Herhangi bir mahalle kahvesinde çok daha enteresan muhabbetlere rastlayabilmemiz çok büyük bir olasılık. Ama onlar bizim kadar geniş bir kültüre sahip olmadıkları için 90'ların başında bu özellik çok konuşulmuştu.

Tarantino'nun sonraki filmlerini daha iyi anlayabilmek için (özelliklede Pulp Fiction gibi kült olmuş bir filmi), mutlaka seyretmelisiniz. Çocuklarınızı TV'den mümkün olan en uzak yere göndermenizi tavisiye ederim.

İyi seyirler...

(.) Filmin Notu:
10/8.4


Devamını Oku >>

18 Eylül 2007 Salı

Dondurmam Gaymak

Dondurmam Gaymak(.) Künye
Tür: Komedi
Yapım Yılı: 2006 Türkiye
Süre: 100 dakika
Yönetmen: Yüksel Aksu
Oyuncular: Turan Özdemir, Muğla Halkı
Senaryo: Yüksel Aksu
Müzik: BaBa ZuLa
Görüntü Yön.: Eyüp Boz
Web sitesi: dondurmamgaymak

(.) Film Hakkında
Kendisi de Muğlalı olan Yüksel Aksu’nun yazıp yönettiği ve başrolünde Turan Özdemir’in kamera karşısına geçtiği “Dondurmam Gaymak”, tüm Muğla halkını bir araya getirmiş. Muğla ve civar bölgelerden filmde rol almak üzere yapılan 2000’e yakın başvuru sonucunda oyuncular seçilmiş. Seçilen oyuncularla haftalarca sinema oyunculuğu, tekniği ve estetiği üzerine çalışmalar yapılmış. Oyun atölyesi şeklinde yapılan bu çalışmaların yönetimini Memet Ali Alabora yapmış. Sonuçta yaşlısı genci, kadını çocuğuyla Muğla halkı, başrolünden karakter oyuncusuna, figüranına kadar filmde başarılı bir performans sergilemiş.

Yönetmen Yüksel Aksu’nun filmle ilgili sözleri şöyle: “Dondurmam Gaymak, küreselleşen dünya ekonomisi karşısında çaresizce çırpınan küçük esnafın, bir dondurmacı özelinde traji-komik hikayesini anlatan bir film. Filmde, tragedya, komedya ve destanların beşiği olarak bilinen Ege Bölgesi’nde saklı kalmış oyunculuk geleneğinin perdeye aktarılması hedeflendi. Bazı sahnelerde Diyonisos’un üzüm toplayan satirlerini, Minos’un dövüşen boğalarını, anfitiyatroda Tragoslar’ın seslerini hissettirmeye çalıştık. Filmi yerel halkı oynatarak çekmek istediğimiz için yapımcılar tarafından reddedildik. Yapımcılar genel olarak filmin önemli rollerini profesyonel oyunculara oynatıp halkı da figürasyon olarak kullanmamızı önerdiler. Oysa ki biz, İtalyan yeni gerçekçilerinin yaptıkları gibi sıradan insanların oynadığı bir film yaparak, hem naif oyunculuk estetiğini yakalamak, hem de yerel şive ve gestusların tadını ortaya çıkarmak, sahici, saf bir film yapmak istiyorduk.

Yaşadığımız çağ, bir ‘uzman cahiller’ ordusu yaratmıştır. Herkes sadece uzmanlığını yapmaktadır. Sanat ve sanatçılık da yaşam ve toplumsallıktan yalıtılarak bir uzmanlık alanına hapsedilmiştir. Oysa ki her insan oyun oynayabilmeli, müzik yapabilmeli, tarımla uğraşabilmeli, arabasını tamir edebilmelidir. Sadece uzmanlaşma insanı kendi bireysel ve kültürel zenginliklerinden uzaklaştırmıştır. Bu yüzden profesyonel oyuncularla değil, sıradan vatandaşlarla çalıştık. Çekimlerden önce, sinema oyunculuğu üzerine haftalarca çalıştık. Bu kurslarda insanların kamera karşısında rahatlamaları, kendi iç dünyalarını keşfedip ortaya çıkarmalarına yönelik temrinler yapıldı; daha sonra rollerine çalıştırıldı. Rol alamayanlar dekor, kostüm, prodüksiyon, teknisyenlik vesaire departmanlarda çalıştı. Ortaya imece usulü bir film çıktı. Sonuçta yönetmeni, senaristi, yapımcısı, oyuncuları ve sponsorlarıyla bir bölge toplandı ve kendi filmini yaptı.

İstedik ki ‘Dondurmam Gaymak’; küçük esnafın, küçük kasabanın, ‘küçük’ insanların ‘büyük’ filmi olsun.”

(.) Konu
Muğlalı dondurmacı Ali Usta gün geçtikçe mesleğini tehdit eden büyük dondurma markalarına karşı var olma mücadelesi vermektedir. Bunun için bir yandan dondurmasının reklamını yapmaya çalışırken, bir yandan da yeni aldığı dondurma motoruyla köy köy dolaşır.

Kasabanın haylaz çocukları Ali Usta’nın sarı motoruna ve dondurmalarına göz dikmiştir. İlk fırsatta motoru çalarlar. Borç harç aldığı dondurma motorunu bulamayacınca öfkeden deliren Ali Usta, motorunu kendisini yok etmek isteyen büyük dondurma markalarından birinin çaldığını düşünerek tek tek bayilerden motorunun hesabını sormaya başlar.

(.) Yorum
Bana göre bir film, içinde yaşanan olayları, kahramanlarının duygu ve düşüncelerini seyircilerine ne kadar gerçeğe yakın bir şekilde aktarabiliyorsa o kadar başarılıdır.

Bu şekilde bir hazzı ancak ya gerçekten profesyonel oyuncuların (örn. Babam ve Oğlum) ya da tamamen amatör oyuncuların (örn. Dondurmam Gaymak ve Tanrı Kent) rol aldığı filmlerde alabildim.

Bunun dışında kalan filmlerde kurgu oyunculuğun önüne geçiyor. Ve bırakın filmle bütünleşmeyi veya hissetmeyi, sinema hilelerine kanan saf seyircilerden biri oluyoruz.

Oscar yolunda katettiği mesafe ise gerçekten ayakta alkışlanmaya değer. Acaba biraz daha destek olunsa daha iyi bir konuma gelinebilir miydi diye sormadan edemiyorum.

Filmi seyrederken, tamamen doğal davranan insanların, çok hoş bir şive ile ve yaşanan olaylar karşısında verilebilecek en doğal tepkilerini görmek kelimenin tam anlamıyla mükemmel bir seyir zevki oluşturuyor. Bir kaç gün Muğlalı gibi konuşmaktan kendimi alamadım :)

Yine sözü uzattım... Mutlaka ama mutlaka seyredin, bana hak vereceksiniz.

(.) Filmin Notu:
10/8.6


Devamını Oku >>

13 Eylül 2007 Perşembe

Hotel Rwanda (Hotel Ruanda)

Hotel Rwanda(.) Künye
Tür: Dram, Gerilim, Tarihi, Savaş
Yapım Yılı: 2004 ABD, İngilterei İtalya, Güney Afrika
Süre: 121 dakika
Yönetmen: Terry George
Oyuncular: Don Cheadle, Sophie Okonedo, Ahmed Panchbaya, Nick Nolte, Jean Reno
Senaryo: Keir Pearson, Terry George
Müzik: Rupert Gregson-Williams, Andrea Guerra
Görüntü Yön.: Robert Fraisse
Web sitesi: hotelrwanda

(.) Film Hakkında
Ruanda'da 1994 yılında yaklaşık yüz gün içinde 800.000 Tutsi ve ılımlı Hutu, aşırı uç Hutular (Interahamwe) tarafından öldürülmüştür. Katliam, Tutsi destekli isyancı Ruanda Vatansever Cephesi lideri Paul Kegame'ye bağlı güçlerce, Hutu ağırlıklı hükümetin düşürülmesi ile son bulmuştur. Ardından yönetimden güç alan Tutsilerin öç bahanesiyle saldırması sonucu yüzbinlerce Hutu, komşu ülke Zaire'ye (Kongo Cumhuriyetine) sığınmıştır.

Yaşanan katliamın ardından, sorumluların tespit edilmesi ve yargılanması için çalışmalar yapılmıştır. Ancak sorumluların sayısının fazlalığı ve yaşanan olayların yıkıcılığı yüzünden, yargılamada bazı sorunlar yaşanmıştır. Katliam sırasında neredeyse tümüyle yok olan devlet kurumlarının olmaması sebebiyle, katliam sanıklarının büyük kısmı kendi köylerinde yaşamaya devam etmiştir. Katliamın acısının halk üzerinde yarattığı etkinin dindirilmesi amacıyla, halkın kendi kuracağı mahkemelerde alacağı kararların adli olarak tanınacağının bildirilmesi üzerine "halk mahkemeleri" (gacaca ) 3'ten fazla insan öldürenleri yargılamış ve halk kendi cezasını kendisi vermiştir. Daha büyük suçlular için Birleşmiş Milletler gözetiminde Arusha Tanzanya'da bir uluslararası suç mahkemesi kurularak yargılamalar sürdürülmüştür.

Yönetmenliğini Terry George'un yaptığı Hotel Rwanda, işte bu korkunç günlerde yaşanan gerçek olayları anlatmaktadır. Ayrıca filmde, Ruanda Katliamı'na dair birçok bilgide sunulmaktadır. Olaya uluslararası tepkinin çok düşük düzeyde kalması ve BM ile Batılı güçlerin katliam karşısındaki tavırları ciddi şekilde eleştirilir.

(.) Konu ve Yorum
Filmin konusu kısaca şöyle: Aralarında büyük gerginlik bulunan iki etnik grup olan Hutu ve Tutsi'ler arasındaki barış görüşmeleri Hutu liderinin uçağının düşürülmesi ile son bulur.

Bunu fırsat bilen Hutu grubu, "hamamböcekleri" şeklinde adlandırdıkları Tutsileri sistematik şekilde öldürmeye başlarlar. Bölgedeki çok az sayıdaki Birleşmiş Milletler askeri olaylara müdahale etmekte yetersiz kalmaktadır.

Daha da kötüsü, olaylara karışmak istemeyen Amerika, İngiltere ve Fransa gibi büyük ülkelerin baskısı ile Birleşmiş Milletler askeri bölgeden çekilir. Böylece bütün dünyanın kılını kıpırdatmadan 100 gün boyunca izleyeceği ve yaklaşık 1 milyon kişinin öldürüleceği 20. yüzyılın en büyük soykırımlarından biri başlar.

Bu arada Kigali şehrindeki beş yıldızlı otelin yöneticisi olan Paul Rusesabagina, kendisi de bir Hutu olmasına rağmen, Tutsileri otelinde saklayarak kurtarmaya çalışmakta ve kendisinin ve ailesinin hayatını büyük riske atmaktadır.

Bu nasıl bir vahşettir? Sanırım canlılar içinde insandan başka hiçbir canlı bir diğerine bunu yapamaz. Ben bu filmi seyrederken gerçekten insanlığımdan utandım. Irak'a demokrasi getirenlerin! Ruanda'da neler yapamadıklarını çok güzel özetlemiş film.

Filmde içimi en çok acıtan sahne, soykırımı görmezden gelen uluslararası ekonomik güçlerin insanlar için değil ama kendi mülkiyetleri için Devlet Başkanlarına kadar ulaşıp olaya anında müdahale edebilmeleri. Hem gücün etkisine hem insanlığın bitişine şahit oluyorsunuz.

Bir de küçük bir önerim olacak: Tüm gelişmiş ülkelerin liderlerine, en baştada Bush'a her sabah yataktan kalktıklarında önce bu filmi seyrettirsinler. İşlerine bundan sonra başlasınlar. Ben eminimki dünya daha yaşanılabilir bir dünya olacaktır.

Sözü çok uzattım. Bu filmi mutlaka ama mutlaka seyredin. Adı film ama içeriği bir filmden çok öte...

(.) Filmin Notu:
10/8.8


Devamını Oku >>

03 Eylül 2007 Pazartesi

Pulp Fiction (Ucuz Roman)

Pulp Fiction(.) Künye
Tür: Dram, Suç
Yapım Yılı: 1994 ABD
Süre: 154 dakika
Yönetmen: Quentin Tarantino
Oyuncular: John Travolta (Vincent Vega), Samuel L. Jackson (Jules Winnfield), Uma Thurman (Mia Wallace), Bruce Willis (Butch Coolidge), Harvey Keitel (Winston 'The Wolf' Wolfe), Tim Roth (Pumpkin (Ringo)), Amanda Plummer (Honey Bunny (Yolanda)), Maria de Medeiros (Fabienne), Ving Rhames (Marsellus Wallace), Eric Stoltz (Lance), Rosanna Arquette (Jody), Christopher Walken (Captain Koons)
Senaryo: Quentin Tarantino, Roger Avary
Web sitesi: pulpfiction

(.) Film Hakkında
Ülkemizde Ucuz Roman ismiyle gösterilen Pulp Fiction En İyi Film dahil 7 dalda Oscar'a aday gösterilmiş ve En İyi Orijinal Senaryo Oscarı'nı almıştır. Aynı zamanda 1994 Cannes Film Festivali'nde en iyi film ödülü olan Altın Palmiye Ödülü'nün sahibidir. IMDB tüm zamanların en iyi filmleri sıralamasında 5. sıradadır.

(.) Konu ve Yorum
Itiraf ediyorum: Ilk seyrettigimde hic begenmedim. Sonra arastirdim. Kelimenin gercek anlamiyla ucuz bir romanin pahali bir filmi olan Pulp Fiction'i neden herkes cok begeniyordu da ben begenmemistim?

Tarantino'yu ve filmlerini anlayabilmenin yolu ilk olarak karsinizdaki yönetmenin bir dahi oldugunu kabullenmek sanirim. Öyle ki herhangi bir sahnede, acaba anlatilmak istenen gercekten seyrettigim sey mi yoksa baska bir sey mi diye düsünmeniz gerekiyor. Bunu ispatlacak bir yaziya bu baglantidan erisebilirsiniz.

Yalniz yönetmen iyi degilki, oyuncularinda haklarini vermek gerekiyor. Bu kadar cok ünlü ismin biraraya geldigi filmlerde dag fare dogurabiliyor -ki sinema tarihinden bir cok örnek verilebilir. Artik bitti denilen John Travolta, Vincent Vega rolüyle küllerinden tekrar diriliyor. Samuel L. Jackson'a bonus sac modeli gercekten cok yakismis. Sarkici Gülsen'in son hali kesinlikle Uma Thurman'dan asirma diyebilirim. Bruce Willis ise yine karizmasini konusturmus.

Filmde en kötü sey senaryo, ama oda Oscar aldi :) Neredeyse filmin büyük bir kismi geyik muhabbetleri ile geciyor. Usta bir yönetmen ve usta oyuncular bu kadar berbat bir senaryoya bile ödül kazandirabiliyorlarmis demekki.

Filmin müzikleri cok etkileyici. Müzik yaziyla anlatilamayacagina göre mutlaka dinlenmesi gerekir.

Aci, siddet ve mizahin ici ice oldugu kült bir film, mutlaka seyredilmesi gerekir.

Kisaca konusu; Filmde üc farkli hikayeden olusan bir kurgu var. Birinci hikayede profesyonel boksör Butch Coolidge (Bruce Willis<) ünvan maçında kaybetmek için ünlü mafya babası Marsellus Wallace'dan (Ving Rhames) para alıyor. Ancak sözünde durmayarak rakibini nakavt ediyor. Bunun üzerine Wallace, en yetenekli tetikçilerinden Vincent Vega'yı (John Travolta) Butch'un evine yolluyor... İkinci ve üçüncü hikayelerde ise Vincent'ın bu olaylardan önce, ortağı Jules'la (Samuel L.Jackson) yaptıkları ve Marsellus'un karısı Mia (Uma Thurman) ile birlikte geçirdiği akşam anlatılıyor.

(.) Filmin Notu:
10/9.0


Devamını Oku >>

02 Eylül 2007 Pazar

Cidade de Deus (Tanrı Kent)

Cidade de Deus(.) Künye
Türü: Dram, Suç
Yapım Yılı: 2002 Brezilya, Fransa, ABD
Süre: 130 dakika
Yönetmen: Fernando Meirelles, Kátia Lund (co-director)
Oyuncular: Alexandre Rodrigues (Buscapé - Rocket), Leandro Firmino (Zé Pequeno - Li'l Zé), Phellipe Haagensen (Bené - Benny), Douglas Silva (Dadinho - Li'l Dice), Jonathan Haagensen (Cabeleira - Shaggy), Matheus Nachtergaele (Sandro Cenoura - Carrot), Seu Jorge (Mané Galinha - Knockout Ned), Jefechander Suplino (Alicate - Clipper), Alice Braga (Angélica)
Senaryo: Bráulio Mantovani (Paulo Lins'in Nobel ödüllü romanından)
Web sitesi: cidadededeus

(.) Film Hakkında
Brezilya, Fransa ve ABD ortak yapımıdır. Brezilya'da tüm zamanların en çok izlenen filmidir. İsmini Rio yakınlarındaki bir toplu konut projesinden almıştır. Yönetmenin hayatının bir bölümüde burada geçmiştir. Filmde oynayanların çoğu bölgenin fakir insanlarıdır ve hiçbiri oyunculuk eğitimi almamışlardır. Brezilya Devlet Başkanı Lula'nın filmi izledikten sonra sosyal politikalarını değiştirmeye karar verdiği iddia edilir.

(.) Konu ve Yorum
Tanrı Kent benim en iyi filmler listemde The Matrix’den sonra ikinci siradaki, seyrine doyum olmayan, tekrar tekrar seyredilmeyi hak eden müthis film…

Bugüne kadar böyle bir dram filmi hic izlemedim. Yönetmen, senaryo, oyuncular ve cekimler hepsi tek kelimeyle mükemmel…

Li'l Zé’nin filmin basinda görülen carpik disleri, filmin sonrasininda bir bu kadar dogal olacaginin isaretleri sanki.

Filmde kimse rol yapmamis, herkes rolünü yasamis dersem yalan olmaz.

Bir infaz sahnesinde, kücük oyuncu yasadigi korkuyu öyle mükemmel anlatiyorki, iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Milyonluk bütcelerle cekilen korku-gerilim filmlerine küfredip, iste korku öyle degil böyle anlatilir hatta yasattirilir dedirtiyor insana.

Getto’da cekilen sahneler, National Geographic’de seyrettigim belgesellerden bile daha etkileyici.

Kisacasi, mutlaka ama mutlaka görülmesi gereken mükemmel bir bas yapit!

(.) Filmin Notu:
10/9.1


Devamını Oku >>

31 Ağustos 2007 Cuma

The Matrix (Matrix)

The Matrix(.) Künye
Tür: Aksiyon, Bilim & Kurgu, Felsefe
Yapım Yılı: 1999
Süre: 136 dakika
Yönetmen: Andy Wachowski, Larry Wachowski
Oyuncular: Keanu Reeves (Neo), Laurence Fishburne (Morpheus), Carrie-Anne Moss (Trinity), Hugo Weaving (Agent Smith)
Senaryo: Andy Wachowski, Larry Wachowski
Web sitesi: whatisthematrix

(.) Film Hakkında
En iyi ses, en iyi ses efekti, en iyi görüntü efekti ve en iyi kurgu dallarında 2000 yılında 4 Oscar alan The Matrix felsefede yeni bir akımın başlamasına neden olmuştur. William Irwin, Matrix ve Felsefe isimli bir kitap yazarak filmin felsefesinin açılımını yapmıştır. Değişik açılara yerleştirilmiş kameralardan elde edilen görüntülerin birleştirilmesiyle ortaya çıkan aksiyon sahneleri seyredenler üzerinde üçüncü boyut etkisi yaratmıştır.

(.) Konu ve Yorum
Yeni çekim teknikleriyle süslenmiş mükemmel aksiyon sahnelerini mi yoksa insanların kafasında soru işaretleri uyandırarak "kaşık yok" diye düşünmelerine neden olan felsefesini anlatmak gerkir bilemiyorum.

Kaç kez seyrettiğimi inanın hatırlamadığım metro istasyonundaki kavga sahnesinde ve Neo'nun hava asılı duran kurşunları topladığı o müthiş sahnede her defasında çok heyecanlanıyor ve olağanüstü bir haz alıyorum.

Filmi seyretmeden çok önceleri filozof George Berkeley ve İmam-ı Rabbani'nin kitaplarında maddenin aslında olmadığını ve her şeyin algıdan ibaret olduğunu okumuştum. Bu film tam da o felsefenin üzerine oturmuştu ve beni bu yönden de çok etkiledi.

Sözü daha fazla uzatmak istemiyorum. Daha iyisi çekilene kadar benim bir numaram bu film olacaktır :) Bu filmi mutlaka seyredin ama en az iki defa.

(.) Filmin Notu
10/9.5


Devamını Oku >>

11 Ağustos 2007 Cumartesi

V for Vendetta (Sonsuza Dek! Özgürlük!)

V for Vendetta(.) Künye
Tür: Aksiyon, Gerilim, Dram, Bilim-Kurgu
Yapım Yılı: 2005
Süre: 132 dakika
Yönetmen: James McTeigue
Oyuncular: Natalie Portman (Evey), Hugo Weaving (V), Stephen Rea (Inspector Finch), Stephen Fry (Deitrich), John Hurt (Adam Sutler)
Senaryo: Andy Wachowski ve Larry Wachowski
Web sitesi: vforvendetta

(.) Film Hakkında
İngiliz-Alman ortak yapımı bir film. 4 kasım 2005'de gösterime girmesi planlanmış ama ancak 17 Mart 2006'da galası yapılabilmiştir. Wachowski biraderlerin (Larry Wachovski - Andy Wachowski) sinemaya uyarlayıp yapımcılığını yaptığı filmi, daha önce Matrix üçlemesinde yardımcı yönetmenlik yapan James McTeigue yönetti.

V for Vendetta, Alan Moore'un yazıp David Lloyd'un çizdiği aynı adlı çizgi romandan (V for Vendetta) beyaz perdeye uyarlandı. Filmin başrollerini Hugo Weaving ( "V") ve Natalie Portman ("Evey Hammond") paylaşıyor. Fimdeki parlemento binası yıkımı çekimleri için Whitehall (Trafalgar ile Parlamento Meydanları arasında uzanan bulvar) dört gece boyunca özel izinle kapatıldı.

Film eleştirmenlerce iyi bir film olarak değerlendirilmiştir. Ama çizgiromanın hayranları filmde değiştirilen ve çıkarılan kısımların, verilmek istenen mesajı bozduğunu öne sürdüler. Çizgiromanda faşizme karşı anarşizm çatışması vurgulanırken, filmde faşizme karşı alternatif öne sürülmemiştir.

Film gösterime girdiği ilk hafta itibari ile Güney Kore, Tayvan, İsveç, Singapur ve Filipinlerde bir numaraya yükselirken konunun geçtiği yer ve çekildiği mekan olan İngiltere'de bir numaraya ulaşamamıştır.

(.) Konu ve Yorum

1605, İngiltere,

Guy Fawkes ve arkadaşları, İngiltere Kralı I. James ve diğer aristokratları öldürmek için Parlemento Binası’nı havaya uçurmaya çalışıyorlar. Komplonun asıl amacı İngiltere devlet yönetiminde ve Katolik monarşik rejimde kökten bir devrime gitmek.

2020, İngiltere,

Faşist bir iktidar görev başında. Halk düşünmüyor ve sorgulamıyor. Yalnızca söyleneni ve isteneni yapiyor. Kapalı devre bir TV yayını ile hiç durmadan beyinleri yıkanıyor. Tarihini ise çoktan unutmuş.

Bu şartlarda ortaya cıkan maskeli kahramanımız, yüzyillar önce yarım kalan bir görevi tamamlayabilecek mi? Yoksa tarih yine tekerrür mü edecek?

“Bu maskenin altında etten fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var ve fikirler kurşun geçirmezdir!” V

Kahramanlarda artık değişim geçiriyor. İyi kılıç kullanmak, güçlü, akıllı, zeki ve yakışıklı olmak, yeni çağları anlatan filmlerde kahraman olmak icin yeterli değil. Günümüz kahramanlari yeni nesil düşmanları ile başedebilmek için yukarıdaki özelliklerinin yanına bir de mutant olmayı koymak zorundalar. Yani bi şekilde değişim geçirmiş olmaları gerekiyor. İdeolojik bir altyapı üzerine oturmuş yapımda beni en çok rahatsız eden konu bu oldu.

Şu sıralar seyrettiğim filmlerin çoğunda bir ‘özgürlük mesaji’ temasının ağırlığını hissediyorum. Özellikle 11 Eylül ve sonrasında alınan tedbirler insanları özgürlükleri konusunda tekrar tekrar düsünmeye itiyor sanırım.

Mutlaka seyredilmesi gereken bir film.

(.) Filmin Notu
10/8.8


Devamını Oku >>